"Herkesin payına biraz yalnızlık düşer
Yüreğini duyması için
Herkesin payına biraz tebessüm düşer
Her şeye rağmeni seçtiği için
Herkesin payına biraz hüzün düşer
Yaşamın manasına varabilmek için."
Hayat yolu genellikle uzun ve dolambaçlı bir yolda gidiyormuşuz gibi gelir. Bazen çizgiler bulanıklaşır; bir yol bir diğerine akar gibi görünür, bir deneyimin bittiği ve bir sonraki yolun başladığı yeri bulmak zorlaşır.
Nokta ile virajı karıştırmak gibi.
Ama belki de bu sonlar hiç bir son değildir.
Belki de son bir şey gibi gizlenmiş, zekice gizlenmiş başlangıç noktalarıdır.
Ya gerçek bir ayrılık yoksa, dramatik bir kesim yoksa, sadece pürüzsüz, sonsuz bir sürüş yoksa?
Bu yolculuk, büyümenin ve değişmenin devam eden deneyimi, tek, sürekli bir yol olabilir. Her zaman öğreniyoruz, her zaman uyum sağlıyoruz, her zaman yavaş ama emin bir şekilde olmamız gereken insanlara dönüşüyoruz ve gittiğimiz yollar sadece keşfedilmesi gereken yollar..
İnsan kalbi, binbir dehlizli bir mağara gibi...
Her dehlizinde ayrı bir yankı, her köşesinde söylenmemiş bir fısıltı saklı..
Kimi zaman bir deniz feneri kadar yalnız, kimi zaman bir kasırga kadar gürültülü ama hep derin..
Bilirsiniz, bazı acılar vardır, bir buzul dağı gibi, görünen kısmı küçücük de olsa, altında nice batık gemileri saklar...
Yahut bazı sevinçler, kuru bir dere yatağına baharda düşen ilk yağmur tanesi gibi, toprağın çatlaklarına işler de, kimse duymaz o gizli şelalenin sesini...
İşte bu görünmez şelalelerin, duyulmaz fısıltıların sahibidir insan...
Yüzünüzde yaz mevsimi yaşanırken, içinizde kışın ayazını taşıyan nice gönül vardır...
..Ve unutmayın ki,..
en ağır yük, omuzlara binen değil, dile gelmeyip kalbe batanlardır...
İster ilişki olsun ister arkadaşlık, hiçbir bağ sizi duygusal olarak yıpratmak zorunda değil; eğer birine bağlı olmak sizi sürekli tüketiyor, yoruyor, kendinizden eksiltiyorsa bu sevgi değildir, bu sağlıklı da değildir, çünkü gerçek bağ güç verir, nefes aldırır, dengede tutar, sizi küçülten, içten içe eriten her ilişki duygusal sağlığınıza zarar verir ve bunu fark ettiğiniz anda durmak bir kayıp değil, kendinizi korumaktır...