Bu kızda İD yani arzu ve isteklerin yer aldığı alt-benlik hiç doyurulmamış. SÜPEREGO yani yasak ve kuralların içinde bulunduğu üst-benlik ise ilkel ve vahşi. Bu ikisinin ortasında kalan EGO yani benlik ise her şeye rağmen yıkılmamış.
En büyük yarayı duygular alır. Sanki duyguların sesinin tonu birileri tarafından kısılmış gibidir. Ne kadar zorlasanız da ancak bir yere kadar çıkabilirler. Zaten giderek bu ton azalır, azalır ve sonunda çoğu zaman ses kesilir ve kişi ondan sonra bir şey hissetmez olur. Duyguları elinden alınan biri artık bizlerden çok farklıdır.
Genel adıyla “paranoid durum” dediğimiz bu durum sinsice yaklaşır insana. Önce kişi alıngan ve kuşkucu olur. Zamanla, belki de bir şeylerin zorlamasıyla kişinin kafası karışır, düşünceler iç içe girer ve çözülmesi zor bir bilmece gibi sahibini zorlamaya başlar. Kişi zihninde aradığını bir türlü bulamaz.
Yalnızlığın geçmişinde yatan bir efsane vardır. Başlangıçta
tüm dünyada insanlar bir aile ya da kabilenin sıcak ilişkileri içinde
yaşayıp gidiyordu. O zamanlar kendilerini ayrı birer birey olarak
görmek insanların aklına bile gelmiyordu. Derken aniden,
hem de oldukça yakın bir tarihte bu birliktelik çöküverdi. Bugün
bir yalnızlık salgını dünyayı kasıp kavuruyor ve para maalesef bu sorunu çözemiyor.