Heathcliff'in dinmeyen intikam hirsi, öfkesini ve Catherine'in yakıcı tutkusunu bu tutkulu aşk romaninda her sonbahar her kış okumayi ve zihnimizde canlandırmaya kim istemez ki ...?
Uğultulu TepelerEmily Brontë
Gözleri doldu ama donup kaldı. Yüzünü dönmedi, Zeynep'in masumiyeti ağlamadı. Ağlamayacaktı. Bu şehrin, bu insanların acı-masızlığına yenilmeyecekti. Omuzlarını dikleştirdi, elini Cebine attı, son parasıyla o çikolatayı aldı. Eve dönerken, Zeynep çikolatasını neşeyle yiyordu. Leyla ise içinden yükselen isyanla sessizce yürüdü.....
O eşyalar bizim başlangıcımızdı, bizim direncimizdi, bizim sevgimizdi; her birinde seninle geçirdiğim bir ânın gölgesi, bir kahkahanın yankısı vardı.....
Biliyor musun, seni ilk gördüğümde gülüşüne, sıcacık bakışına kapılmıştım, bir bahar günü, bir umut gibiydin. Hayatımin anlamı oldun, hayatımın ışığı oldun; o ışık, şimdi bu karanlikta bile yolumu aydınlatıyor. Bu zor günlerde, o ışığın daha da parlak yanması gerektiğine inanıyorum. Sen güçlü bir kadınsın, bunu biliyorum. Bu zorlukların üstesinden geleceksin direncin ve sabrınla her şeyi aşacaksın, buna yürekten inanıyorum. Ve ben, her zaman arkandayım. Fiziksel olarak burada olsam da yüreğim, zihnim hep seninle.....