…o evde çatışma ve kavgalar varsa, o huzursuzluğu, o çökkünlüğü ve mutsuzluğu içine alır çocuk. Büyük bir kasvet örter içindeki ve hayatındaki güzellikleri. Göremez, fark edemez. Görse de, fark etse de inanmaz. İnanamaz. Gördüğü, bildiği bir şey değildir çünkü.
“Gitmekle ölmek arasında bir fark var mıdır? İkisinde de, onu bir daha göremezsiniz. Gidenin arkasından umut edersiniz belki, bu hayatta onu tekrar görebileceğiniz ihtimali vardır. Sonra? Tekrar görseniz bile, geri gelse bile, aynı insan olur mu? Ya siz? Siz aynı kalabilir misiniz o gidişi yaşadıktan sonra?”
Ölümlerin arkasından kullandığımız ‘kayıp’ ifadesine takılıyor bir an aklım. Ölümün acı gerçeğini yumuşatan bir kelime olduğunu düşünüyorum. ‘Ölüm’ kelimesi çok daha sert görünüyor gözüme; ‘Kayıp’ kelimesi ise sanki biraz daha baş edilebilir gibi.