Ukde (EMDR - Terapi Odasından Dökülenler)

·
Okunma
·
Beğeni
·
43
Gösterim
Adı:
Ukde
Alt başlık:
EMDR - Terapi Odasından Dökülenler
Baskı tarihi:
Eylül 2019
Sayfa sayısı:
280
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057628381
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sola Unitas
Bu hikayeler biraz ben, biraz sen…
Eren Bey’in panik ataklarının altında neler vardı?
Ekim Hanım’ın şahit olduğu ve maruz kaldığı şiddet onda nasıl yaralar açmıştı?
Tuna Hanım’ın ilişkisindeki problemlerin nedenleri aslında hangi anılarıydı?
Kitaptaki üç kahramanın ukdeleri, bugünlerinde ne şekillerde ortaya çıktı?
EMDR Terapisiyle bunlardan nasıl kurtuldular?
Psikologlar terapide neler sorar, yanıtlarda neler arar, bulduklarını nasıl çözüme taşır?
Bir yerlere süpürdüklerini sandıkları anılarıyla önce yüzleştiler, sonra barıştılar.
Geçmişlerinin yüklerini terapi odasında bıraktılar.
Oradan dökülenler bu kitapta toplandı.
Üç insan, üç gerçek öykü…

Elinizde duran kitap Türkiye'deki ve dünyadaki ilklerden…

Terapinin ne olduğunu ve son yıllarda dünyada hızla yayılan EMDR’nin nasıl uygulandığını bu kitaptaki terapi öykülerinde bulacaksınız. Mehtap Güngör klinik bilgilerini ve titizlikle sürdürdüğü seanslarının uygulayışını çok akıcı bir dille harmanlamış. Bu ilk kitabını öyle güzel kurgulamış ki her hikâyeyi bir solukta okuyacak, süreci takip ederken heyecanlanacak, en olmadık köşelerde sarsılacak ve kendinizden izler yakalayacaksınız.
280 syf.
·2 günde·10/10
Eğer psikolojiye ilgi duyuyorsanız, terapi odasında neler yaşanır merak ediyorsanız, EMDR terapisini duymuş, "acaba o da ne?" diyorsanız bu kitap tam sizlik! Yazarın kendi danışanlarıyla izledikleri yollar adım adım anlatılmış. Kendimi o odada oturup danışanla terapisti dinliyormuş gibi hissettim. EMDR'ı tanımak, tanıtmak, bu terapiyi alacak olanların meraklarını da gidermek için çok iyi bir kitap olduğunu düşünüyorum.
" Canı yanan, can yakmak ister. Hele hele karşısındaki kişi, canını yakan kişiyse, bu arzu çok daha yoğun hissedilir. Aile içinde şiddete maruz kalan ve/veya tanıklık eden çocukların, büyüdüklerinde şiddet uygulayan eşlere, anne-babalara dönüşme ihtimalinin yüksek olduğunu biliyoruz. İçselleşmiş korku, çökkünlük, öfke duyguları, yaşam boyu devam eden bir yapı oluşturuyor. Bu yapı, çeşitli biçimleriyle şiddete ve saldırganca davranışlara zemin hazırlayan bir kaynağa dönüşebiliyor. Bir dönemin mağdurları, başka bir dönemin zalimleri olarak çıkabiliyor karşımıza. "
" Tetikleyici bir durum, bir duygu, bir koşul duyu organlarımız tarafından fark edildiği an, geçmişte yaşadığımız ve içimizde hâlledemediğimiz o anılara götürüyor bizi. Bazen açık bir şekilde anımsıyoruz, bazense örtük. Hangi tetikleyicinin hangi olayı hatırlattığını bilmek, neden böyle hissettiğimizi ve davrandığımızı anlamamıza yardımcı oluyor. O an yaşananların bizlere neler çağrıştırdığını, hangi olayı tetiklediğini anlamıyorsak eğer, bulanık bir suya dönüşüyor düşüncelerimiz, duygularımız. Neyi, neden yaptığımızı, neden bu kadar rahatsızlık duyduğumuzu, hatta aşırı tepki verip vermediğimizi bile bilmiyoruz. Elimizde, "Ben böyle hissettim"ler, "Bana öyle geldi"ler, "Haklıyım"larla kalakalıyoruz. "
" İçimizdeki çocuğun ruh hâli, büyüdüğümüz evin ruhuna benzer. Çocukken, oradaki havayı solur, içimize alır, içselleştiririz. O evde mutluluk ve huzur varsa, çocuğun içine de yansır. Sakin, mutlu, yaşamdan keyif alan bir çocuk olur. Çocuğun büyüdüğü evde çatışma ve kavgalar varsa, o huzursuzluğu, o çökkünlüğü ve mutsuzluğu içine alır çocuk. Büyük bir kasvet örter içindeki ve hayatındaki güzellikleri. Göremez, fark edemez. Görse de, fark etse de inanmaz. İnanamaz. Gördüğü, bildiği bir şey değildir çünkü.
O evde şiddete uğramışsa çocuk, o ev onun için güvenli bir sığınak değildir artık. Güvendiği, onu koruyacağına inandığı kişiden gelmişse bu şiddet, çocuğun içinde büyük bir ikilem oluşur. Güveni kaybolur yavaş yavaş. Şiddet uygulayan anne-babaya güveni kaybolur, insanlara güveni kaybolur, kendine güveni kaybolur. Evinde tedirgindir. Sokakta tedirgindir. İçi de güvensiz ve tedirgindir hep. "
" Her çocuk babasına inanmak, güvenmek ister. Baba sevgidir, güvendir, sığınaktır. Sırtımızı dayadığımız destektir. Onun güçlü olduğunu ve kendisini dışarıdaki dünyanın tehlikelerinden koruyacağını bilmek ister çocuk. Oysaki o güç, fiziksel ve/veya duygusal şiddet olarak annesine ya da kendisine döndüğünde kafası karışır çocuğun. Baba, güven ve sevgi kaynağı olmaktan çıkar; korku ve öfke kaynağı hâline gelir. Çocuğun kafasındaki baba imajının oluşmasında annenin de rolü vardır. Çocuk, babayı anneden öğrenir. Anne için baba 'yetersiz'se, davranışları ve söylemleriyle bu düşüncesini hissettirir çocuğa. Çocuk için de babası yetersiz bir adam hâlini almaya başlar. Anne, "Babana söylerim"lerle korkutuyorsa çocuğu, çocuk için baba korkulması ve uzak durulması gereken bir figüre dönüşür. Anne için babanın yaptığı yanlışsa, çocuk için de yanlıştır. Anneye göre baba haksızsa, çocuk için de haksızdır. "
"Kıskançlık, sahip olduklarını koruma istediğinden kaynaklanan bir korkudur" der Descartes. İnsanlık tarihi kadar eski, aşk kadar doğal bir duygudur kıskançlık.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ukde
Alt başlık:
EMDR - Terapi Odasından Dökülenler
Baskı tarihi:
Eylül 2019
Sayfa sayısı:
280
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057628381
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sola Unitas
Bu hikayeler biraz ben, biraz sen…
Eren Bey’in panik ataklarının altında neler vardı?
Ekim Hanım’ın şahit olduğu ve maruz kaldığı şiddet onda nasıl yaralar açmıştı?
Tuna Hanım’ın ilişkisindeki problemlerin nedenleri aslında hangi anılarıydı?
Kitaptaki üç kahramanın ukdeleri, bugünlerinde ne şekillerde ortaya çıktı?
EMDR Terapisiyle bunlardan nasıl kurtuldular?
Psikologlar terapide neler sorar, yanıtlarda neler arar, bulduklarını nasıl çözüme taşır?
Bir yerlere süpürdüklerini sandıkları anılarıyla önce yüzleştiler, sonra barıştılar.
Geçmişlerinin yüklerini terapi odasında bıraktılar.
Oradan dökülenler bu kitapta toplandı.
Üç insan, üç gerçek öykü…

Elinizde duran kitap Türkiye'deki ve dünyadaki ilklerden…

Terapinin ne olduğunu ve son yıllarda dünyada hızla yayılan EMDR’nin nasıl uygulandığını bu kitaptaki terapi öykülerinde bulacaksınız. Mehtap Güngör klinik bilgilerini ve titizlikle sürdürdüğü seanslarının uygulayışını çok akıcı bir dille harmanlamış. Bu ilk kitabını öyle güzel kurgulamış ki her hikâyeyi bir solukta okuyacak, süreci takip ederken heyecanlanacak, en olmadık köşelerde sarsılacak ve kendinizden izler yakalayacaksınız.

Kitabı okuyanlar 8 okur

  • Nur Özkan
  • 2Kedi1İnsan1Kitap
  • Hande nayman
  • Selin Üstüner
  • büşra serdar
  • Ays
  • Nimet atıcı
  • Melisa

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (1)
9
%0
8
%50 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0