Daha önce mitolojiyle alakalı bir kitap okumamıştım. Gerçi ilgi duyduğum da söylenemezdi. Taa ki Kirke'nin hikayesine kadar. 2021 yılı favorilerim arasında ilk sıralara yerleşti Kirke. Kitabın kapağında da söylendiği gibi, "Bu dikkat çekici hikaye sizi, Kirke'nin yaptığı bir büyü gibi etkisi altına alacak." :)
Kirke, Güneş Tanrısı Titan Helios ve nympha olan Perseis'in kızı. Diğer kardeşleri Pasiphae, Perses ve Aietes'e göre daha geri planda kalmış, dışlanmış ve insan sesine sahip tanrıça. Başlarda Kirke bile ne olduğunu tanımlayamıyor. Uzun yıllar boyunca babasının ayaklarının dibine serili halde kalmış, Tanrıların ziyafetlerinden, dedikodularından kendini uzak tutuyor. Bir gün yolu bir denizciyle kesişiyor. Glaukos. Bu ismi duyunca o kadar geriliyorum ki anlatamam. Basit bir denizciyken Kirke'ye olan davranışları, sevgisi Kirke onu büyüyle Tanrıya dönüştürünce tuzla buz oluyor. Kendine yeni bir eş almaya karar veriyor. Skylla. Bu durum Kirke'nin ömür boyu omuzlarında bir yük gibi taşıyacağı büyünün yapılmasına sebep oluyor ve olaylar tam da böyle başlıyor. Kirke ve kardeşleri Tanrılara çok yabancı olan büyücülük yeteneklerini açığa vurduklarında Helios yüz karası gördüğü Kirke'yi gözden çıkarıyor ve Kirke Zeus'un isteğiyle Aiaie ye sürgün ediliyor. Bu süreçte Kirke adeta kendini buluyor. Büyücülük yeteneklerini geliştiriyor ve en önemlisi de herkese güvenmemesi gerektiğini adasına gelen denizciler sayesinde öğreniyor. Koskoca bir tanrıça bile olsan bağımsız ve yalnız yaşayan bir kadın olmanın zorlukları maalesef ki gözler önüne seriliyor.
"Korkmak asla aklına gelmezdi. Niye gelsin? Kapının yanında asılı bir erkek pelerini, avcı yayı, çoban kepeneği olmadığını kendisi de görmüştü zaten. Erkek kardeşlere, babalara ya da oğullara, sonradan intikam için peşlerine