Naz

Naz
@Nazovski
Ben kırmızı bir yaprağı oynuyordum esas kız olarak. Uçuşuyordum, uçuşmakmış meğer benim anlamım.
Erkek milleti gönül eğlendirmekten başka şey düşünmez çünkü.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kafeste beslenen bir kuş gibi olmayacağım, kafesin kapısı açıkken bile uçmayacak kadar aptal olmayacağım.
Bir hakîkattir bu, şaşmaz, bildiğin üslûba sok: Hâlimiz merkeble kurdun aynı, aslâ farkı yok. Burnumuzdan tuttu düşman; biz boğaz kaydındayız! Bir bakın: Hâlâ mı hâlâ ihtiras ardındayız! Saygısızlık elverir... Bir parça olsun arlanın: Vakti çoktan geldi, hem geçmektedir arlanmanın! Davranın haykırmadan nâkûs-i izmihlâliniz... Öyle bir buhrâna sapmıştır ki, zîrâ, hâliniz: Zevke dalmak şöyle dursun, vaktiniz yok mâteme! Davranın, zîrâ gülünç olduk bütün bir âleme, Bekleşirken gökte yüz binlerce ervâh intikam; Yerde kalmış, na’şa benzer kavm için durmak haram! Kahraman ecdâdınızdan sizde bir kan yok mudur? Yoksa: İstikbâlinizden korkulur, pek korkulur!
Ben bu çağdan etimle kemiğimle n e f r e t ettim.