“87 yaşındaydı. Amma da yaşlıydı, nasıl geliyordu buralara? Herhalde karısı ölmüştür, ya da boşanmışlardır. Gerçi onların zamanında bizdeki kadar çok boşanma yoktu, insanlar birlikte yaşamak için evleniyorlardı, şimdiki gibi boşanmak için değil.”
“Hava kötü dediğimde sadece havadan söz etmediğimi anlamak bu kadar mı zor? İlle de, ben bu hayattan bıktım, türünde sözler mi etmeliyim? … yanımda olmanı istiyorum diyemediğim için bu yağmur içimi ıslatıyor dediğimi nasıl anlamaz? Düpedüz sarıl bana dedikten sonra, sarılmanın ne anlamı kalır!”