Anne ve babasını kaybeden Cevdet Bey, uzak akrabası Zeliha Hanım ile aynı evde yaşıyor. İstanbul’un ilk Müslüman tüccarıdır. Cevdet Bey’in ağabeyi Nusret veremdir ve son günlerini yaşamaktadır. Kardeşi, çocuğunu yanında götürmesi için Cevdet’i ister. Cevdet Bey’in otuz yılda Osman, Refik ve Ayşe adında üç çocuğu olur. Cevdet Bey’in de bu çocuklardan torunları var. Cevdet Bey, Müslüman bir toplumda tüccar olarak marjinal bir kişilik olduğunu düşünüyor. Çünkü zamanında tüccar olanlar genellikle gayrimüslimdir. Cevdet Bey, bu çelişkiyi bilinçaltına atarken bunu rüyalarında görür. Rüyasında sınıfının sular altında olduğunu görür ve öğretmen onu cezalandırmak ister. Ancak bunu yapmaya cesaret edemez. Sınıftaki su Cevdet’in teridir. Hoca toplumu temsil ediyor. Cevdet Bey, toplum tarafından baskı altına alındığına ve sınıf ayrımına tabi tutulduğuna dair bilinçaltına sahiptir. Bu yüzden paşa kızı Nigar Hanım ile evlenmek ister. Yaşlandıkça hedeflerine ulaşan Cevdet Bey, bunu hala yeterli görmüyor. Sağlık sorunları da daha sonra ortaya çıkar. Oğulları işini yürütmeye başlar. Ayrıca “50 Yıllık İş Hayatım” adlı bir kitap çıkarmaya çalışıyor. Bu süreçte ülkede önemli siyasi değişiklikler olur ama Cevdet Bey siyasete kayıtsız kalır. Cevdet Bey kitabı yayınlamadan ölür.