"Kalabalığın içinde olmak ve başka insanlarla birlikte aynı yerde topluca nefes alıp vermek onlara ziyadesiyle yetiyordu sanki. Yettiği için de kendilerini öyle rahat, öyle doygun hissediyorlardı ki, bazen kollarını yastık yaparak duvarın dibine kıvrılıp sırt sırta uyudukları bile oluyordu.
Unutulmuş çaput yığınlarına benziyorlardı uyurken."