Han C.

Adamı dağda eşkıya çeviriyor. Adam eşkıyaya, adın ne diyor. Eşkıya, Ali diyor. Adam, nasıl olur diyor, çâr-ı güzinden gelme bu isimde biri eşkıyalık edebilsin. Eşkıya pişman olmuş, bırakmış adamı yoluna gitsin. Ama bir zaman sonra, ben demiş neden elime geçen adamı soymadım, eşkıyalık etmeyip bıraktım. Dönüp adamı yeniden çevirmiş, soyun kuşağını demiş. Adam, bakmış yine aynı eşkıya, kuşağından altınları çıkarırken, senin babanın adı nedir diye soruyor. Eşkıya, Mehmet diyor, bu cevabı alınca taaccüp ediyor, böyle mübarek bir isme sahip kişinin evladı nasıl eşkıyalık eder, harama tevessül eder diyor, eşkıya edep edip, pişman oluyor. Bırakıp gidiyor. Bir zaman sonra, ben diyor aldatıldım. Bunun parasını almam gerek, dönüp, bıraktığı adamı çeviriyor, adam görüyor ki aynı eşkıya, bu defa, senin dedenin adı nedir diyor, eşkıya Ters diyor, bir Ermeni adı, o zaman adam, eh, şimdi oldu diyor, senin o damarın tutmuş, alacaksın neyim varsa diyor.
Sayfa 159·Kitabı okudu
Reklam
Hep şunu öğütleriz: İçinize dönün. Çabucak, daha ilk adımlarda kaybolacağınız, tanımadığınız bir yerde ne işiniz var? O hâlde içinize dönmeyin.
Sayfa 152·Kitabı okudu
— Kusurlarınızı gerçeğiyle görebilmek için ne yapabilirsiniz? Kendinizi hiçbir an unutmamak mı? Aklınız kendi aklınıza nasıl bakacak? Kendinizden dışarı adım atıp yörenize bakmanız mümkün olsa bir köşede kendinizi de görebilecek misiniz?
Sayfa 152·Kitabı okudu
#6şubat
Çünkü göç eden bir kuş sürüsü görmek bir deprem seyretmek gibidir. Ve kuşlarla ve depremle yakın akrabalıklarımız vardır.
Sayfa 134·Kitabı okudu
Yalnız ve erkek gibi yaşamış, ya da savaşmış.
Sayfa 127·Kitabı okudu
Reklam