inşa edilebilir boynunda bir Mezopotamya
yahut vaad edilmemiş bir cennet
koşabilir asi bir küheylan
ciğerlerini çatlatırcasına
koynunun bereketli atlasında
durulabilir deli bir nehir
dudaklarının kenarında boy vermiş
papatya tarlalarında
susuzluktan kırıma uğramış kırlangıçlar
içebilir kana kana sularını
omuzlarındaki cennet çukurlarında
ah Süheyla
söyleyemediklerimi var sen anla
ruhumu tımar eden zaman
soysuz bir hızar olup
biçiyor kaburgalarımı durmadan
bakıyorum acı gerçek sevda yalan
anlayamaz kimse
ruhunu beden denen
o ceset yığınından sıyırmadan
gerçeğin acısından
sığınıyoruz saçmasapan şakaların
tatlı rüyalarına
tepmedikçe ağrılar zaman zaman
unutuyoruz varlığı