“O zaman sen de kendini yargılarsın.en gücü de budur zaten.kendini yargılamak başkalarını yargılamaktan çok daha güçtür.kendini yargılamayı başarabilirsen gerçek bir bilgesin demektir.”
“Peki Şüş, söyle bakalım, neler oluyor ?”
“İnsanları çok sevmeyi sevmiyorum.sevince de ölmelerinden korkuyorum.”
“Sevdiklerinden çok ölen oldu mu ?”
“Çok yok.tek bir kişi var,bana hayatın sevgisiz hiç bir anlamı olmadığını öğreten oydu.”
Üç-beş cümleyle ona Mangaratiba denen bir trenin benden kopardığı iyi yürekli Portekizlim Manuel Valadares’i anlattım.