Türk tarihinin ilahi, siyasi ve kültürel mirasının en önemli temel taşlarından biri, hiç şüphesiz Oğuz Geleneği’dir. Bu geleneğin destansı anlatımı ancak daha sonraki dönemlerde kaleme alınabilmişti. Oğuz geleneğinin, Osmanlı devlet hayatında da tıpkı diğer Türk devletlerinde olduğu gibi etkilerini görmek mümkündür
Son tahlilde Safevi tarikatının kuruluşundan Şeyh Cüneyd’e kadarki süreçte Sünni olduğu, fakat onunla militan Şiiliğe dönüşerek adeta yeni bir tarikat hüviyeti kazandığı söylenebilir.
Diğer taraftan Cüneyd’in militan bir Şiilik fikrine nasıl kapıldığı ve onu kimlerin yönlendirdiği gibi sorular cevapsızdır. Cüneyd’in bu tür fikirlere Türkmenler tarafından yönlendirildiğine ve onların arasında dolaşırken kendi emelleri için büyük bir güç olarak gördüğü aşiretlerin inançlarını siyasi maksatları uğruna benimsediğine dair görüşler vardır.
Karakoyunlu Sultanı Cihanşah’ın da Şii eğilimli olması Cüneyd’in Şii görüşlerinden ziyade artan askeri ve siyasi gücünden endişe ettiği anlamına gelir. O, böylece kendisine karşı potansiyel bir düşmanın ortaya çıkmasını önlemek niyetindeydi.
Tarikat şeyhliğinin babadan oğula geçmesi tarikatın politikleşmesinin de sebepleri arasındadır. Bu bakımdan şeyhlerin siyasi hedeflerinin Cüneyd’den önce başladığı, fakat onunla kuvvetlenerek kuvveden fiile geçtiği anlaşılmaktadır.