Necip Fazıl Uzun

Necip Fazıl Uzun
Bir gün, arkadaşlarım, İstanbul liselerinden birinden bu sene mezun olan bir hanımın benimle tanışmak istediğini söylediler. Peki dedim, fakat pek o kadar da alakadar olmadım. Çunku bilirsiniz ki erkekle kadın arasında daimi bir arz ve talep vardır.Birincisi kadın, ikincisi erkek tarafından, eğer talep kadın tarafından olursa o kadar hoş olmuyor.Neyse, tanıştık. Görünüşte alelade bir kızdı. Beni bizim mektebin müsamerelerinde görmüş, rollerimi beğenmiş, onun için konuşmak istiyormuş.İlk günlerde o beni arıyor, ben çekingen durdukça ustume duşüyordu. Elimde olmayarak alaka gösterdim. Uzun uzun her mevzudan konuştuk. O zaman anladım ki bu kız göründüğü gibi değil. Çok zeki, her şeyi kavrıyor, her şeye aklı eriyor.Zeki kimseler çok hoşuma gider Ben de onu aramaya başladım. Ve bu sefer de gördum ki reis bey, bu kız bana çok benziyor. Huyları, düşünceleri, hayata karşı telakkileri, itiyatları. Hatta yüzü bile... Görenler bizi kardeş sanıyorlardı.Bu defa da ben onun üstüne düştüm... Ve münasebetimizi arkadaşlık hududunun dışına çıkarmak istedim... O zaman aramızda birbirimize hissettirmeden bir mücadele başladı Bu mucadelede ikimiz de bütun zekâmızı kullanıyorduk. Ben bu gibi şeylerde pek acemiydim reis bey, onun için her mu bahaseden yenilerek çıkıyordum. O serseri ruhluydu, birleş meyi, bir bağla -velev manevi olsun- bağlanmayı havsalası almıyordu. Ben kapalı olarak onu ne kadar iknaya çalıştımsa olmadı. Ne cepheden hücum etmek istesem daha evvel anlıyor. cevabını veriyordu. O çok zekiydi: İnsanın söyleyeceği şeyleri değil, söylemek isteyebileceği şeyleri bile hissediyordu. Bir gün dedim ki:İki kişi mücadele ederken birisi mağlubiyeti kabul ederek diğerine dehalet etmek istese ötekisi ne yapar? özerklik verir!" dedi.Benim dehaletimi bile kabul etmiyordu.Düşünün efendim, bu
Sayfa 111·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Efendi kılıklı adamlar, külhanbeyler, hukuk fakültesi müdavimleri, lise talebesi hanımlar, kahvede tavla oynamaktansa burada muhakeme seyretmeyi ekonomiye daha muvafik bulan geçkin işsizler koridorlarda geziniyorlardı.
Sayfa 109·Kitabı okudu
"Onu seviyorum, ne yapacağımı da hiç düşünmedim. Sen benim sevmemin nasıl olacağını bilirsin... Ben ki, arkamdan uşaklarını koşturan konak sahibi hanımlara başımı çevirmedim; yedi köye hükmeden eşraf bana gelip: 'Kızım senin için ya taklara düştü, Çingene olduğunu unutup seni evlat gibi sineme basacağım, yalnız gel, gel de kızımızı kurtar!.' diye yalvardılar da, gene cevap vermeden yoluma gittim; işte şimdi bu bir kołu olmayan kızı seviyorum. Onu alamam, onu kaçıramam... Halbuki o da beni seviyor. Bunu bana evvelisi gün ağlayarak söyledi. 'Gel,' dedim, beraber kaçalım.' Acı acı güldü, 'Ağam,' dedi, 'ben senden noksanım, bana sadaka mı veriyorsun?.. Onu nasıl sevdiğimi anlattım: "Bana kolunun yerine kalbini veriyorsun,' dedim, 'bir kalp bir koldan daha mı az değerlidir?' Tekrar gözyaşları boşandı: 'Olmaz' dedi, 'düşün ki, her karşına çıktığımda senden utanacağım, başım yerde olacak, beni böyle zelil etmek ister misin? Bırak beni, ne olduğumu bilerek ihtiyar babamın yanında kalayım, sen de bir daha buralara uğrama. Bana sakatlığımı unutturarak deli deli rüyalar gördürdün, seni ömrümün sonuna kadar unutamam, ama olmayacak şeylere beni inandırmaya kalkma, eğer sahiden beni seviyorsan hemen buralardan git!..
Sayfa 19·Kitabı okudu
Siz sevemezsiniz adaşım, siz şehirde yaşayanlar ve köyde yaşayanlar,siz, birisine itaat eden ve birisine emredenler, siz, birisinden korkan ve birisini tehdit edenler... Siz sevemezsiniz Sevmeyi yalnız bizler biliriz... Bizler: Batı rüzgârı kadar serbest dolaşan ve kendimizden başka Allah tanımayan biz Çingene'ler
Sayfa 14·Kitabı okudu

Necip Fazıl Uzun

, bir kitap okudu
8/10
·140 syf.·
24 günde okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2024 15:31
·
2024 19. kitabı
Sabahattin Ali
7.3/10 · 55,8bin okunma