--Bir Grange kitabı daha bittiyine etkileyici bir atmosfer vardı konusu,gidişatı,karakterler gayet başarılıydı. Sayfalar hızla çevrilmeyi fazlasıyla hakediyordu hemen bitsin duygusu yine sardı sarmaladı çok iyiydi
Sanki türk bir yazarın kitabını okuyor gibi hissettim ya Grange amca bu sefer ana ülke olarak Türkiye ve Türkiye siyasi geçmişinden bahsetmiş Tanıdık isimler de vardı Tansu Çiller, Alparslan Türkeş, Oral Çelik, Mehmet Ali Ağca gibi. Papa suikastına da değinilmiş tabii ki. Gerçi bir çok konuya değinmiş yazarımız. Bunun yanında benzetme isimler de vardı Kitabı ilginç buldum yine sürükleyiciydi Paris'te başlayıp Nemrut'ta sona eren olaylar silsilesi yaşandı. Yakın tarihle ilgili iyi bir araştırma yapmış yazarımız Iç siyasetimizle ilgili dönemin olaylarından sıkça bahsetmiş 82 darbesi de dahil.
Konusu itibariyle;
--Anna, üst düzey bir polisin eşidir Anlık unutkanlıklar yaşamaktadır Özellikle eşi Laurent'in yüzünü unutmaktadır. Laurent, Anna'yı ünlü bir Nörolog olan Dr.Eric Ackermann'a götürür. Bir takım tetkikler yapar en sonunda beyne biopsi yapıp net karar verebileceğini söyler ve Anna buna karşı çıkar Düşünmek için zaman ister ve eşi ile eve dönerler Bir iki gün zaman geçer Anna herşeyi hatırlayıp sadece eşinin yüzünü unutmasına şüphelenir Eşinin uyuduğu esna da eşinin yüzünü kafasını inceler, estetik yaptırdığını düşünür ancak Laurent o sıra da uyanır çok tepki vermez Anna'nin daha da kötüleştiğini düşünür ve aynı doktora gitmeye karar verirler Anna duşa girer psikolojisi alt üst olmuştur ayna da kendisine bakarken kendisinin estetik ameliyat geçirdiğini farkeder Ne yapacağını şaşırır ve banyodan gizlice kaçar çünkü eşinden şüphelenmistir eşi ve dışarda bekleyen polisler peşine düşer ancak kaçmayı başarır. Burada bunlar yaşanırken;
--Paul Nerteaux, Paris