Duymuyordum artık Sinan'ı, çünkü ben duymuştum. Aşkın tekinsiz uğultusunu, karnımda aniden gelişen ılık sızı eşliğinde, duymuştum. Yasemin'in merakla Sinan'a dikilmiş parlak ela gözlerine baktım. Bir ağlamaktır geldi, fırlayıp çıktım mahzenden.
Ben Yasemin'e bakıyordum. Boynuna... Üst kattan mahzene sızan gün ışığının aydınlattığı boynuna... Boynunun bittiği yerde teşekkül eden küçük yuvarlak çukura... Sesi yakalamaya çalışırken belli belirsiz kıpırdayan kulaklarına...