Yalnız başıma yola devam ederken titriyordum; uzun bir süre geçmemişti ki, hastaydım, hastadan da öte yorgundum, yani biz modern insanlara heyecan duymak için geri kalan her şey hakkında duyduğum hayal kırıklığından, her yerde i s r a f e d i l e n enerji, emek, umut, gençlik, aşk hakkında; yorgundum bu romantizmin feminenlerinden ve yaltakçı-terbiye görmemiş-lerinden duyduğum, burada bir kez daha en mertlerden biri üzerinde zafer kazanmaya yol açan idealist yalancılıklar ve vicdan-yumuşatmasından duyduğum tiksintiden; yorgundum sonunda ve acımasız bir kuşkunun verdiği kederin payı hiç de az değildi bu yorgunlukta - bu hayal kırıklığından sonra her zamankinden daha derin bir güvensizlik duymaya, daha derinden hor görmeye, daha derin bir yalnızlığa yazgılı oluşum yüzünden.
Bir tek ben miydim, ondan -acı çeken? Yeter, bu beklenmedik olay bizzat beni bir şimşek gibi kavuşturdu terk ettiğim yer hakkındaki aydınlığa. -Ve farkında olmadan müthiş bir tehlike atlatan herkesin duyumsadığı gibi, o sonradan gelen korkuya.
Bu yazılarda sık sık zıvanadan çıkmış ama her defasında geri dönmüş bir kötümser, yani kötümserliğe iyi niyetli -böylelikle her halükarda artık bir romantik olmayan -bir kötümser konuşur. Nasıl? Bu d er i d e ğ i ş t i r m e yılan akıllılığından anlayan bir tin, hepsi de romantizm tehlikesi altındaki günümüz kötümserlerine bir ders veremeyecek mi? Ve onlara hiç olmazsa göstererneye- cek mi bunun nasıl - yap ıldığını? ...
böyle sivri ve ince bir çalışmada ara sıra birazcık kan da akarsa, bu sırada kan
psikologun parmaklarına da -her zaman sadece parmaklarına değil- bulaşırsa şaşıracak ne var bunda?...
Kişi sevdiği sürece elbette böyle resim- ler yapmaz; henüz "bakıyor" değildir, bakan kişinin yapma-sı gerektiği gibi bu biçimde uzağa yerleştirmiyordur kendini. "Bakmak için zaten gizemli kar ş ı t I ı k gereklidir, karşı-dan bakmanın karşıtlığı"