NedStark

NedStark
@NedStark13
Bulduğun, arayıp da bulamadığındır.
Kişi susamayacağı yerde konuşmalı sadece; sadece a ş - t ı ğ ı şeyler hakkında konuşmalı - başka her şey geveze- liktir, "edebiyat"tır, terbiye noksanlığıdır. Benim yazılanın y a 1 n ı z c a benim aşmalanından söz eder: "ben" varım içlerinde, bana düşman olmuş her şeyle birlikte...
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Keskinleşen her unsur, diyalektik olarak kendi karşıtını da er geç keskinleştirecektir. Süleyman Seyfi Öğün
Öğrenin bu deli kitabından, Nasıl gelirmiş aklın- aklı başına!
1. Güzeldir, birlikte susmak, Daha da güzeldir, birlikte gülmek, – Gökyüzünün ipek örtüsü altında Yaslanarak yosuna ve kayına Sevimli kahkahalar atmak dostlarla Ve beyaz dişlerini göstermek. İyi yaptıysam, susalım; Kötü yaptıysam –, gülelim Hep daha da kötü yapalım, Daha da kötü yapıp, daha da kötü gülelim, Kara toprağa girene kadar. Dostlarım! Hu! Böyle olsun mu? – Âmin! Ve hoşça kalın! 2. Özür dilemek yok! Bağışlamak yok! Neşeyi, gönül rahatlığını bağışlayın ona Bu akılsız kitaba Kulak ve yürek ve bilgi! İnanın bana dostlarım, bir lanet olmadı Bana akılsızlığım! Ne bulduysam ben ne aradıysam, – Yazıyor muydu ki bir kitapta? Deliler locasına saygı duyun şahsımda! Öğrenin bu deli kitabından, Nasıl gelirmiş aklın – “aklı başına”! Peki, dostlarım, olsun mu? – Amin! Ve hoşçakalın!
Gezgin. – Aklın özgürlüğüne bir nebze ulaşmış kişi, yeryüzünde bir gezginden başka hiçbir şey olarak hissedemez kendini – nihai bir hedefe doğru giden bir yolcu olarak hissetmese de: çünkü yoktur bu nihai hedef. Ama elbette gözlerini dört açmak, dünyadaki her şeyin nasıl olup bittiğini görmek ister; bu yüzden yüreğini her türlü ayrıntıya bağlayamaz sıkı sıkıya; değişimden ve geçicilikten sevinç duyabilmesi için kendisinde de gezgin bir şeyler olmalıdır. Elbette böyle bir insanın yorulduğu ve dinleneceği kentin kapısını kilitli bulduğu kötü geceleri de gelecektir.
Buz ve ateşin dansı
Tutkulardan görüşler doğar; Aklın üşengeçliği bunları kanaatler halinde dondurur. – Ne ki, özgür, durmaksızın devinen bir aklı hisseden, sürekli değişim yoluyla engelleyebilir bu donmayı: ve toplam olarak, düşünen bir çığ gibiyse, görüşler değil, sadece kesinlikler ve tam ölçülmüş olasılıklar olacaktır kafasında. – Oysa, karışık öze sahip olan ve kâh ateşle narlaşan, kâh akıldan donan bizler üzerimizde tanıdığımız biricik tanrıça olarak adaletin önünde diz çökmek istiyoruz. İçimizdeki ateş bizi genellikle haksız ve o tanrıça anlamında kirli yapıyor: bu durumda asla onun elini tutamayız, onun hoşnutluğunun ciddi gülümseyişi asla bize bağlı değildir; utançla sunuyoruz acımızı ceza ve kurban olarak, ateş bizi yaktığında, tüketmek istediğinde. Akıldır bizi tamamen közleşip kömürleşmekten kurtaran; bizi zaman zaman adaletin kurban sunağından çekip alır ya da asbestten bir örtü serer üstümüze. Ateşten kurtulunca, aklın sürüklemesiyle dolaşırız sonra, görüşten görüşe, taraf değiştirerek, ihanet edilebilecek tüm şeylerin soylu ihanet edeni olarak – yine de duymayız hiçbir suçluluk.