İnan bana: Sana saygısızlık eden biriyle bir daha asla konuşmamayı normalleştirmelisin.
Çünkü gerçek şu: Birisi senin varlığını, nezaketini ya da sadakatini değerli görmediğini gösterdiği anda, enerjini geri çekmeye ve onu bir daha asla sunmamaya tamamen hakkın var.
Saygı pazarlık konusu değildir ister aile, ister dostluk, ister ilişki olsun, her bağın temelidir.
Birisi o sınırı aştığı anda, sana aslında ne kadar (ya da ne kadar az) değer verdiğini açıkça göstermiş olur.
Neden gittiğini açıklamak zorunda değilsin.
Bir özür beklemek zorunda değilsin.
Huzurunu koruduğun için kendini sorgulamak zorunda değilsin.
Kapanış onlardan gelmez; senin, saygısızlığın hikâyenin sonu olduğuna karar verdiğin anda gelir.
Ne kadar geçmiş paylaştığınız,
kaç anı biriktirdiğiniz,
ya da bir zamanlar ne kadar sevdiğin önemli değil
eğer sana en temel insani saygıyı gösteremiyorlarsa, hayatının ön sıralarında yer almayı hak etmiyorlar.
Enerjini korumak bazen sessizlik gibi görünür.
Bazen arkanı dönüp gitmek gibi.
Takibi bırakmak, engellemek ve bir daha dahil olmamayı seçmek gibi görünür.
Bu kin tutmak değildir bu öz sevgidir.
Çünkü gerçek şu ki, sana saygısızlık eden birinin hayatında kalmasına izin verdiğin her an, ruhuna hak ettiğinden daha azına razı olduğunu söylersin.
O yüzden sana kötü davranan insanların hayatından kaybolmayı normalleştir.
Kaos yerine huzuru, tolere etmek yerine öz saygıyı, acı döngüleri yerine iyileşmeyi seçmeyi normalleştir.
Sınırların zalimlik değil; netliktir.
Sana gerçekten değer veren biri, asla kendi değerini sorgulamak zorunda kalacağın bir yere seni koymaz.
Ve biri sana kim olduğunu gösterdiğinde, ilk seferde inan
tereddütsüz, suçluluk duymadan ve geri dönmeden uzaklaş.