NeeOn

NeeOn
Eksiksiz değilim elbette fakat belki fazla gelirim. Sığ ölçülerde tartarsan, yük bile sayarsın.
Müzik Öğretmeni
Lisans
13 Haziran
24 okur puanı
Haziran 2025 tarihinde katıldı

NeeOn

, bir kitap okudu
Puan vermedi·68 syf.·
2026 5. kitabı
Stefan Zweig
7.6/10 · 266,3bin okunma
Reklam
Pek çok müzik otoritesi tarafından 20. yüzyılın en büyük piyanisti kabul edilen Arthur Rubinstein bir konser sonrası hayranlarının yoğun ilgisiyle baş başadır yine. Küçük bir kız çocuğu da imza için oradadır ancak Rubinstein biraz isteksiz-dir. Performansı sonrası çok yorulmuş olduğunu ileri sürer ve küçük kızı reddeder. Kız, tereddüt etmeden şöyle der: "Ellerinizin ne kadar yorgun olduğunu biliyorum ama inanın benim ellerim de, sizinkiler kadar yorgun.." Arthur Rubinstein merak eder ve nedenini sorar küçük kıza. "Alkışlamaktan.." der küçük kıZ. Hayatınıza dahil ettiğiniz kişi, size değer veriyorsa eğer, ne kadar korksanız da ona değer vermekten hiç çekinmeyin. Çünkü değer vermek, insanın kendisini ifade etmesinin en güzel yoludur. Ancak bu süreçte, karşınızdaki kişinin sizin için ne kadar önemli olduğunu iyi anlamalısınız. Eğer onun değer sıralamasında altta yer alıyorsanız, boşa kürek çektiğinizi unutmayın. İnsanların üzerine biraz fazla titreyince, verdiğiniz değerin aslında sadece onlara olan saygınızdan ve sevginizden değil, kendi mükemmelliklerinden kaynaklandığını düşünürler. Insan işte bu yüzden, sevdiği kişiye değer verirken, aynı zamanda kendisine de değer vermelidir. Aksi halde, sürekli olarak hayal kırıklığına uğramak kaçınılmaz olur. Karşılıksız bir sevgiyle var olmak, yıpratıcıdır ve insanı tüketir. Bu yüzden, değer sıralamasında altta yer aldığınızı fark ettiğinizde, kendinizi korumak için gereken adımları atmalısınız.
Duygu ve Düşünce
İnan bana: Sana saygısızlık eden biriyle bir daha asla konuşmamayı normalleştirmelisin. Çünkü gerçek şu: Birisi senin varlığını, nezaketini ya da sadakatini değerli görmediğini gösterdiği anda, enerjini geri çekmeye ve onu bir daha asla sunmamaya tamamen hakkın var. Saygı pazarlık konusu değildir ister aile, ister dostluk, ister ilişki olsun, her bağın temelidir. Birisi o sınırı aştığı anda, sana aslında ne kadar (ya da ne kadar az) değer verdiğini açıkça göstermiş olur. Neden gittiğini açıklamak zorunda değilsin. Bir özür beklemek zorunda değilsin. Huzurunu koruduğun için kendini sorgulamak zorunda değilsin. Kapanış onlardan gelmez; senin, saygısızlığın hikâyenin sonu olduğuna karar verdiğin anda gelir. Ne kadar geçmiş paylaştığınız, kaç anı biriktirdiğiniz, ya da bir zamanlar ne kadar sevdiğin önemli değil eğer sana en temel insani saygıyı gösteremiyorlarsa, hayatının ön sıralarında yer almayı hak etmiyorlar. Enerjini korumak bazen sessizlik gibi görünür. Bazen arkanı dönüp gitmek gibi. Takibi bırakmak, engellemek ve bir daha dahil olmamayı seçmek gibi görünür. Bu kin tutmak değildir bu öz sevgidir. Çünkü gerçek şu ki, sana saygısızlık eden birinin hayatında kalmasına izin verdiğin her an, ruhuna hak ettiğinden daha azına razı olduğunu söylersin. O yüzden sana kötü davranan insanların hayatından kaybolmayı normalleştir. Kaos yerine huzuru, tolere etmek yerine öz saygıyı, acı döngüleri yerine iyileşmeyi seçmeyi normalleştir. Sınırların zalimlik değil; netliktir. Sana gerçekten değer veren biri, asla kendi değerini sorgulamak zorunda kalacağın bir yere seni koymaz. Ve biri sana kim olduğunu gösterdiğinde, ilk seferde inan tereddütsüz, suçluluk duymadan ve geri dönmeden uzaklaş.
Duygu ve Düşünce
Kendinle bağ kurabilmek için her şeyi çok iyi gözlemlemelisin. Uçan kuşu, çiçeğin tomurcuğunu, gökyüzüne ağır ağır veda eden bulutu, kışın ve ilkbaharın dansını, yorgun anneyi, mutsuz insanları, mutsuz çocuğu, vefasız insanı, kıymet bileni, kopuk ilişkileri… Dinle ve duy yaşamın içindeki her derinliği…