Nur

Nur
İngilizce öğretmeni
Gazi üniversitesi İngilizce öğretmenliği
Gaziantep
2 Nisan
141 okur puanı
Ağustos 2019 tarihinde katıldı
Bazen düşünüyorum da, en gevezelerimiz bile aslında ne kadar az anlatıyor. En açık sözlü olanlarımız dahi birbirleriyle ancak sislerin, perdelerin, oyunların arkasından, onların zırhına yaslanarak konuşabiliyor. Bazen kırmamak, bazen de kırılmamak için. Galiba mühim olan birine her şeyi tüm açıklığıyla söylemek ve onun hakkında her şeyi öğrenmek değil, birbirinin zaaflarını, korkularını bilip dürtmeden, yaralamadan, kanatmadan, kabullenmeyi becermek. Şu hayatta hepimizin istediği omzumuzda sıcak bir el ve kulağımızda yumuşak bir ses: Geçecek.
Sayfa 495·Kitabı okudu
Reklam
Ama yine de kendimizi kandırmayalım. Değişmiş, bambaşka biri olmuş değilim. İnsan öyle bir yolculuğa çıktı, psikoloğa gitti, içindeki beni keşfetti, yogaya başladı, çakrasını açtı, oturup roman yazdı, kalkıp tutkulu bir aşka yelken açtı falan diye cümle düğümünü çözüp tekmil derdinden arınmıyor. Huzursuzluk da huzur gibi ruhta köklenen vahşi bir çiçek, bayhın rayihasını salıp sivri dikenlerini batırarak içten içe açmaya devam ediyor. Galiba insan yaşı kaç olursa olsun, kanaya, kanata, güle, ağlaya, şükürle isyan arasında gidip gelerek her adımda biraz daha büyüyor. Sonra yeterince şanslıysa, bir gün yeniden çocuklaşacak kadar kocadığında, biraz usanarak biraz bağışlayarak, biraz da omuz silkip artık o kadar da umursamayarak ölüp gidiyor. Genellikle sıradan bir şekilde. Ve her nasılsa hazırlıksız. İyi ki de öyle.
Sayfa 492·Kitabı okudu
Çağırmak ille de gel demek değil ya. Sen üzgün göründüğünde ben zaten kendimi çağırılmış sayıyorum. Arkadaşlık bu değil mi? Beni sen çağırdın. Çünkü üzgün görünüyordun. O zaman benim yerim senin yanın.
Sayfa 379·Kitabı okudu
Bir şeyleri elimde tutmak için uğraşmaya inanmıyorum artık. Bırakmaya inanıyorum. Ben artık tutmayayım, sıkmayayım, endişe etmeyeyim, öyle kendi haline bırakayım her şeyi, kalacakları varsa kalsınlar, gideceklerse de gitsinler istiyorum.
Sayfa 360·Kitabı okudu
Hayat acayipti. Herkesin içinde başka türlü bir ev hayali. Bir çatı, bir yuva, bir sevgili, bir dost, bir ben, hangi kisveye bürünürse bürünsün, içine girip sığınabileceği, orada kendini güvende hissedeceği imkansız bir huzur telakkisi. İşte o huzurun terkibi kimimiz için en yaşamsal, fiziksel, adı sanı belli bir ihtiyaçken, kimimiz için envanterlerde anılmayacak denli tali, ruhi bir reçeteden ibaretti. Tam da böyle olduğu için bazılarımız ısıtmayı beceremeyen evlerimizi yakıyor, bazılarımız da ısınmayı çoktan geçmiş, hiç değilse donmamak için başımızı sokacak bir dam arıyorduk.
Sayfa 228·Kitabı okudu
Reklam