"İnsanların hepsi belirsiz bir süre için ertelenen ölüm cezasına mahkumdur"
Nasıl olur bir idam mahkumunun son günü? Hiç hayalinizde canlandırdınız mı?
Şükrü Erbaş'ın çok sevdiğim bir sözü var. Diyor ki "Ölenler ölümü bilmez, ölüm kalanlar içindir"
Fakat bu romanı okuduğumda anladım ki bir idam mahkumu,doğduğumuzdan beri ensemizde olan ölümü bütün hücreleri ile hissedermiş.
Romantizm akımının önemli temsilcilerinden Victor Hugo bu romanı 26 yaşındayken ünlü Greve Meydanında gerçekleşen bir idam sahnesini seyrettikten sonra yazmış.
Kitabın mesajı çok açık...
Victor Hugo bize idam cezasının yanlışlığını, olumlu bir getirisi olmadığını anlatmak istemiş. İdam cezasını savunanların her zaman kullandığı gerekçenin ''İnsanlara örnek olsun" olmasının ve bunun aslında suç oranlarını azaltmadığının altını çizmiş. Üstelik, bir idam sahnesinin, bir insanın kafasının vücudundan ayrılmasının, sanki bir eğlenceymiş gibi izlenmesinin insanlarda merhamet gibi güzel duyguları körelterek aslında onları suçlara daha çok meyilli hale getirdiğini belirtmiş. Kitapta verilen önemli mesajlardan bir diğeri de idam cezasının sadece mahkumu öldürmekle kalmadığı , birçok masum insanı, annesini, babasını, eşini, çocuğunu da öldürdüğü, ömürleri boyunca hayatlarını, ruhlarını lekelediği..
Romanın içeriğine gelirsek, adam öldürmek suçundan hüküm giymiş ve idam cezasına mahkum edilmiş bir adamın son haftaları kendi ağzından anlatılıyor. Fakat, yazar mahkumun suçundan detaylı bir şekilde bahsetmiyor, neden öldürdü, kimi öldürdü bilmiyoruz. Zaten kitabın önsözünde de bahsedildiği gibi, bu roman herhangi bir suçlunun idam kararı üzerine yazılmış, hırsızlık, cinayet, suçun içeriği fark etmiyor. Mahkumun suçunu düşünürken Dostoyevski'nin Suç ve Ceza'sındaki Raskolnikov karakterini düşünmeden