Güya sevgililer günü….. Deprem de kim bilir hangi sevgiler yarım kaldı. Ne on dördünü ne şubatını telafuz edecek mecalimiz yok. Çünkü bir çok hayat gibi bir çok aşkta yarım kaldı. Geride de enkazdan çıkan notları, fotoğrafları ve hatta birbirlerine sarılı cesetleri çıktı!!!! Enkaz altından çıkan bir notu görmüştüm içime oturdu notta şu yazıyordu: “ Hangi yaşta ölürsek ölelim, tamamlanmayan cümlelerimiz olacak. Ve sen benim cümlelerimin hep en başı olarak kalacaksın.” Ne ince bi anlam vardı, başı olmadan cümle olur muydu? Sensiz olamam demekten ne farkı vardı. Anasını, babasını, kardeşini, arkadaşını…. Herkesi eleyip diğer yarısı yaptığı eşine yazdığı bu derin not, acaba cümlelerimi yarım kaldı ya da cümlenin mi anlamı kalmadı bilemiyorum hangisi gitti hangisi kaldı bu dünya da… Ve hayat depremle bir kere daha gösterdi birini son halini iyi hatırlamanın önemini belki küs girdiler yatağa ya da birbirlerine sarılıp iyiki hayatlarında olduklarını söylediler bilemeyiz. Ama kimse bilemezdi o gece son geceleri olduğunu. Ne mutlu iyi hatırlanan insana, arkasından göz yaşı döküp neden gittin beni bıraktın denebilmesi. Ne güzel sevilen kadın ya da sevilen adam olmak….