"Çünkü insan doğasının bir garip yanı da her yere çabucak uyum sağlaması, geçici olarak bulunduğu yerde kendini evinde hissetmeyi bir hak olarak görmesidir."
Aylak Adam, 1959 yılında yayımlanmış olan ilk romanıdır Yusuf Atılgan'ın. Yusuf Atılgan, 1921 doğumlu olan Türk yazar ve öğretmendir. Eser, ilk modernist Türk roman örneklerindendir ve bilinç akışı tekniği hâkimdir genel olarak. Bu tarz, ilk karşılaşıldığında yabancısına çok zorlayıcı gelebilmektedir. Bundan dolayı olsa gerek ki pek çok okur, eserde aradığını bulamadığını düşünmektedir. Lâkin bana göre Türk Edebiyatının yapıtaşları arasındadır. Eser, dört kısımdan oluşmaktadır. Kış, ilkyaz, yaz ve güz.
Eserdeki; "Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaylardaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kimi zenginliğine tutunur, kimi müdürlüğüne, kimi işine, sanatına." kısmı akıllara Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar eserini getirir. Ki zaten Oğuz Atay, Tutunamayanlar'da Aylak Adam'dan ilham almıştır. Selim Işık'tan önce Aylak Adam vardı anlayacağınız...
Bir arayış romanıdır Aylak Adam. Bütün değerlerini yitirmiş, tutunacak bir dal arayan bir adamın romanı. Köhneleşmiş, ataerkil düşünceler asla ona göre değildir. İstemediği durumlara zorla sıkışıp kalmaktansa yalnızlığına sığınır. Aramadan, düşünmeden yaşanılsın diye yaratılmış bir dünyada yapayalnız olduğunu bilir. İçinde bulunduğu topluma ait hissetmez kendini. Sürekli bir arayış içindedir. Hem kendini hem de kendisi olma yolunda onu tamamlayacak kişiyi aramaktadır. Kaybolmuştur bu yozlaşmış toplum içerisinde. Belki bu yüzdendir ki ismi dahi yoktur. Yalnızca "C." olarak tanımlamaktadır yazarımız kendisini.
C.; kendisine kalan miras sayesinde çalışma gereği duymayan, aylak aylak dolaşan, vaktini okuyarak, sinemaya giderek geçiren biridir. Kendini "zengin" değil "paralı" olarak sıfatlandırmaktadır. Çünkü toplumun aksine ona göre zenginlik para