Rastlantının matkap uçları elmastandır ve içinde bolca tehlikeli tuzak barındıran kader, hiç umulmadık bir yerden kendine bir kapı bulmayı bilir ve kaya gibi sert mizaçları bile temelinden sarsarak darmadağın eder.
Mazide ki bütün anılar, acılar, beklentiler, yitip giden ve gerçeklere kurban ettiğimiz hayaller hepsi bir tablo gibi ömrümüzün duvarında asılı durur çiviside kalbimizde çakılı.. Bilindik aşk hikayelerinden çok uzak ama gerçeklere çok yakın Sabahattin Ali'nin kaleminden harika bir anlatım.. Her ne kadar mutlu son umud ederek okusam da öyle birşey olmadığı gayet açık ve netti. Sabahattin Ali'nin eserleri bir kere okunup rafa kaldıracak eserler değil bakalım daha kaç kere kendimi bu kitabı okurken bulacağım. Akıcı bir solukta okunacak ve okunmaya kesinlikle değecek bir eser..
Akşamları kaşlarını çatarak sessiz sedasız eve giren ne bize ne annemizi hitaba layık görmeyen, saçsız başı, değirmi ve kır sakallı adamla, havuzlu kahvede göğsünü bağrını açıp gülüşerek ayran içtiğini ve küfürler savurarak tavla oynadığını gördüğüm kimse bence birbirinden tamamıyla ayrıydı... Bu ikincisinin babam olmasını ne kadar isterdim... Halbuki o halinde bile beni görünce derhal yüzü ciddileşir: "Ne dolaşıyorsun buralarda?.." diye bağırırdı.