Gerçekten de, 14.000’den fazla yetişkinle yapılan bir kamuoyu araştırması,36 katılanların yüzde 13’ünün evlenene kadar
bakir kalma konusunda aleni veya yazılı yemin etmiş olduklarını açıkladıklarını saptamıştır. Bu yüzde 13 un yarısından fazlası bir yıl sonra böyle
bir yemin ettiğini inkâr etmiştir. Bu inkâr oranı, geçen yıl süresince seks
yapanlar arasında yüzde 73, ilk yıl kendilerini “yeniden doğmuş Hıristiyan”
olarak niteleyenler arasında yüzde 42’ydi. Yine, ilk yıl bakir(e) olmadıklarını
itiraf edenler arasından, geçen yıl içinde bakir(e)lik yemini etmiş olanların
yüzde 28’i ve geçen yıl içinde “yeniden doğmuş Hıristiyan” olmuş olanlaton yüzde 18’i ikinci yılda bakir(e) (olmuş?) olduklarını iddia etmişlerdir.
Bu, yemin ve dolandırma üzerine kamuoyu araştırmalarındaki öz-bildirim
usulünün ne kadar güvenilmez olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla, dinin
fiili aldatmacılığı veya yalanı azaltıp azaltmadığını belirlemek için, araştırıcıların fiili aldatma oranlarını belirlemenin daha akıllıca yollarını bulmaları
gerekmektedir.
Seküler toplumların yozlaştığını göstermek için özellikle dini yasaklardan söz etmek sahtekârlıktır. Hükme zaten inanmıyorlarsa hiç kimse bu varsayımları
kabul etmez, dolayısıyla bu tür argümanlarla hiçbir yere varılamaz.