Türk milleti, siyasi istikbalini kazandığı, kendi yurdunun gerçek sahibi ve gerçek efendisi olarak yaşamaya karar verdiği gün, Kurtuluş Savaş’ından daha çetin bir kavgayla karşılaştı: ekonomik kalkınma davası… Bu silahla, yiğitlikle halledilir bir dava değildi…
“Korkumuzu azaltmalıyız. Azaltmak için de dolaşıp gezmeli, gerçek tehlikelerle karşılaşıp bu tehlikelerden kurtulmanın yolunu bulmalıyız. Yola çıkarken, yalnız düşmanla karşılaşacağımı düşünüyordum, dostlar da çıktı karşıma. Dostu tanımak için gerekli vakti her zaman bulabilir miyiz? bende biliyorum: yok o kadar vaktimiz.”
Bilge karasu’nun öykü örgüsü konusunda
kendini aşmış olduğu kitap. Zihin yorar ama açar aynı zamanda.
Bütün arkadaşlarıma tavsiye ederim..
Karşılık vermenizi hem bekliyor hem beklemiyorum. Açıkça soruyorum: Siz de gizlice lale yetiştirenlerden misiniz? Çekinmeden söyleyebilirsiniz bunu bana. Lale yetiştirenlerin varolduğunu işitmek başka, bu tutkuyu içinde taşıyan gerçek bir kişiyle karşılaşmak gene başka. Ne olur yalnızlığımda beni yalnız bırakmayın.