Nermin ÇAKIR

Nermin ÇAKIR
@Neri_Ckr
•İnsanlar kırıcıydı kitaplara kaçtım... #Cemil Meriç# •Osmanlı Türkçesi Çevirmeni
Tarihçi
KAEÜ
Kırşehir
1 Ekim
332 okur puanı
Ağustos 2019 tarihinde katıldı
!Bir șeyler kötüye gidiyor! Bir șeyler kötüye gidiyor eskiden daha kötü. Sivil örgütlenmelerin ve bireysel yardımların sayısı artıyorsa bir toplumda, yoksulluğun sevgisizliğin muhtaçlığın sayısı artıyor demektir. Sevdamız, bir toplumda psikolojik ve fizyolojik yoksulluğu yok etmek için. Gün geçtikçe dostluk kavramı çıkar ilișkisine, așk olgusu anonim șirketlere dönüșüyor. Yeni nesillerin hayatları ve ruhları paramparça... İște bu yüzden daha fazla parçalanmalarına izin vermeyelim. Yüzümüzü kendimize, yașadığımız topluma yeniden çevirelim.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
*Özlemini duyduğum* Sevda özlemi duyduğum, çıkarsız, kuralsız, öyle içinden geldiği gibi davranan insandır. Kaçımız çıkarını düșünmeden öylesine içimizden geldiği gibi yașıyoruz. Kaçımız makyajsız sokağa çıkabiliyoruz, "doğal insan" herkesin özlemi ama kaçımız doğalız. Kaçımız çıkarımızı, egomuzu düșünmeden sadece insanı mutlu görmek için bir așkı yıllarca içinde barındırıyor. Kaçımız adını bile bilmediği insanlar için kendini ateșe atıyor. Televizyon kanallarını oradan oraya atlatırken birileri, sadece siz "dur" demediğiniz için, kaç kiși yok olușunu yașarken yașıyor.
İstediğin mesleği yapamadın çünkü ilerde nasıl geçimini sağlardın. Geçerli meslek (!) seçmeliydin kendine, yapabileceğin ya da sevdiğin meslek değil. Mühim olan paraydı gerisi palavra. Boș laflarla süslüyorlardı zaten hayatı. Düșünmek neydi, hissetmek neydi? Hiç anlamamıștın zaten sen bunları. Ergenlik döneminden kalma çocukluk hayalleriydi, geçer demișlerdi ve sen bu duyguları bastırdın, zamanla da geçti. Oysa hiç bilemedin sen; șöyle doya doya seni seviyorum demenin mutluluğunu ve hiç bilemedin sevdiğin iși yapmanın doyumunu. Onlar istedi sen yaptın; gizli gizli, sinsi sinsi, kendine de kılıflar uydurdun, "Doğru olan bu" diye. Oysa doğru olanın ne olduğunu bile göremedin.
~Bir kısır döngünün içinde~ Șimdi dyüșündüğümüz tek șey hayatımızın önümüze koydukları sadece. O da rutin șeyler tabiki. Eve ekmek götürmek, çocukları doyurmak, ailene uygun biriyle evlenmek, iș bulmak... Bir kısır döngünün içinde kendimizi kaybettik. Hem kendi düșüncelerimizi kaybettik hem de duygularımızı. Âșık olmadan evlendik, zaten âșık olduğumuza seni seviyorum bile diyememiștik. Ayıptı çünkü ne düșünürlerdi senin hakkında. İçinde öyle gizli saklı, ya da sinsi sinsi kalıverdi. Evlendin ve unuttun zaten așkı.
Düșünceyi sakladık beyinlerimize ve saklaya saklaya neredeyse kendi düșüncelerimizi unuttuk. Duygularımızı da kalplerimize sakladık, utandık çünkü duyglarımızdan, sevgimizden, nefretimizden, korkularımızdan utandık. Ne düșünce suçtur, ne de hissettiğin duygu ayıp. İkisi de insanı insan yapan, var olușun kendisidir aslında. Fakat kalıplaștırmak gerekiyordu, bir nizami anlamın olması gerekiyordu, sakladık beyinlerimize, düșünmez olduk unuttuk gitti düșünmeyi.