"İçimde söylemek için can attığım öyle çok şey var ki... Bazen tüm dünya, tüm hayat, kısacası içimi mesken tutmuş olan her şey sözcüleri olmam için yalvarıyormuş gibi geliyor bana. Hissettiğim şey çok büyük ama bunu kelimelere dökmek istediğimde bir çocuk gibi kekelemeye başlıyorum."
İnsanlardan değil, duvarlardan, koltuklardan bile çekinmek gerekir. Malum ya atasözü, “ Duvarın kulağı var” der. Biz ise yalnız duvarda değil havada bile belki kulak vardır diye ihtiyatlı olmalıyız.
gri gri gri… sabah, sis, yağmur bulut, bakış, hatıra ben de bir şarkı yoktu sen okudun bir ayna yoktu bende sen baktın bereketli toprakların uykusunda bir köktüm senin bakışınla yeşerdim yağmurlar yağmadan gözlerinde bir şimşek çaktı bakışlarım ıslandı yanakların yağmurdan ıslak, gözlerin güneşli kurtlar doğuruyor, kuzuları kollayayım sen gözlerinle beni okşasan çoban değneğim tesirli bir silah olacak sen gözlerinle beni okşa çoban değneğim tesirli bir silah olacak savaş bitince senin için taze incirler toplayacağım seninle kalacağım seninle okuyacağım ve seni güneşli hayranlığında öpeceğim eğer bulutlar izin verirse…”