İnsan idrakinin keşfettiği geometrik şekillerle tabiattaki güzellik sanatının tam münasebeti vardır. İşte bu münasebettir ki Âdemin âlemin özü olduğuna ve gerçek yaratıcıyla vücutça ve maneviyatça bağına en büyük delil teşkil eder.
Gerçekçide iman uyandıran mucize değildir. Gerçekçi, zındıklık yolunu tutmuşsa, bir mucize görse bile kendine bunu inanmaması sağlayacak güç ve yeteneği bulur. Mucize yadsınamaz durumda bile olsa boyun eğmez; duygularına sırt çevirir. Kabule yanaştığında ise bunu mucize saymaz, şimdiye kadar bilmediği bir olay olarak görür. Gerçekçinin imanı mucizeden doğmaz; iman mucizeleri doğurur. Böyle kimse bir kere iman edince artık kendi gerçekliğinin zorunluluğu olarak mucize olanağını da kabul etmek zorundadır.