"Sinirlenmişti, vereceği acı cevap dilinin ucunda, gözlerini açtı ve gördü. Gördü ve haykırdı. Görüyorum."
İlk olarak, bu kitap ile ilgili söylemek istediğim şey şudur, bu kitap elimde bir süre süründü. Maalesef bitiremedim. İlk başlarında sıkıldım. Bu büyük ihtimalle kitabı okumaya ara verdiğim için oldu. Kitap baştan sona çok melankolik bir havada ilerledi. Ama yarısından sonra aktı gitti. Yarıdan sonrasını merakla okudum. Bazen okuduğum şeyler, aklımda canlandırmak istemeyeceğim kadar kötüye gitti. Daha ne olacak dedim bitimine yakın.
Saramago'nun yazım tarzına alışmak, kullandığı ikilemeleri okumak, bitmek bilmeyen betimlemelerini okumaya çalışmak biraz yorsada-bazen nefesimin yetmediği yerler oldu- genel olarak beğendiğim bir kitap oldu. Kitabın düz yazı şeklinde yazılmış olması ve uzun, virgüllü,sıralı cümlerler kullanması dialogları anlamada bazen problem çıkardı. Bazen koptuğum anlar oldu. Yazara alışmak biraz zamanımı aldı diyebilirim.
Konu itibariyle, yaptığı ironiler, incile ve arada hükümete yaptığı göndermeler fazlasıyla gerçekçi ve olağanüstüydü. Bunları anlayabilmek ise kitabı okuma motivasyonumu yeniledi. Kitabın sonundaki kilisedeki o aydınlanma anı, o kilise betimlemeleri harika bir dokunuş olmuş.
Son olarak, kitabın konusunun ilk okumaya başladığım günden beri çok orijinal olduğunu düşünüyorum. Körlük olgusunun "beyaz bir amarozis" metaforu ile anlatılması bu kitabın nobel ödülü almasındaki en büyük etmenlerden biri olduğunu düşünüyorum.
Devam niteliğinde olan Görmek kitabını okumayı, körlükten sonra bir toplumda ne gibi değişimler olmuş öğrenmeyi istiyorum.