Enes Aksoy

Enes Aksoy
@Nesinn
لا تشغل بالك بالإنتقام من أحد أبدًا، فالقدر يبدع في تصفية الحسابات
Tercüman
Lisans
Makkah
10 okur puanı
Ekim 2019 tarihinde katıldı
İlim
Türk kadını geçmişte müslüman olarak savaşa katılma vazifesiyle yükümlü olduğu zamanları vardı. Fetavayı Tatarhaniye diye bir fetva kitabı vardı ve buradan okudum. Bunu Çok ilginç olduğu için Türklerdeki İlmi zihniyetin, İlme olan saygının toplumsal değerlerle ne kadar bütünleştirildiğini, İslami değerlerle ne kadar bütünleştirildiğini göstermesi açısından önemli bir örnek olarak vermek istiyorum. Şöyle Diyor; Bir kadın evlense evlendikten sonra da ilim öğrenmek istese ilim öğrenmek için kocası ya da etrafında bu bilgiyi verecek kişiler yoksa bu kadın kocasının izni olmadan ilim yolculuğuna çıkabilir mi çıkamaz mı ? Fetavayı Tatarhaniye’de iki konuya değiniyor. Bu bir Türk alimin fetvaları olarak toplanmış 13. asır ne diyor biliyor musunuz? O dönemi de düşünün Selçukluların sıkıntılı anlar yaşadığı dönemler şunu söylüyor. Şu fetvayı veriyor eğer ilmi o çevrede öğrenebileceği bir ortam yoksa “İlim hakkı kocalık hakkından daha önemli olduğu için tek başına ilim yolculuğuna çıkabilir.”
Din
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Felsefe
İbni Haldun'un meşhur Mukaddimesinden bir alıntı. "Dinî akideleri ispat için alimler bazı deliller tespit etmişlerdi. Fakat mantıkçıların bazı görüş ve kuralları bunu çürütüyor gibi görünüyordu. Ebu’l Hasen el- Eş’arî gibiler ‘delilin butlanından medlulun de butlanı lazım gelir’ tezini ileri sürmüşlerdi. Buna göre mantıkçıların Mütekellimlerin ileri sürdüğü delilleri çürütmekle, ispata çabaladıkları dinî nassların da çürüyeceği kanaati hasıl olmuş ve mantık hücuma uğramıştır. Fakat daha sonra Gazzalî ve Razî: ‘Delilin butlanından, medlulun da butlanı lazım gelmez ve mantık bazı delilleri bizzat çürütmesine rağmen, asil dinî akideleri çürütemez’ tezini savunmuş, böylece mantık caiz görülmüştür.''
Din
Bir görüşü tamamen incelemeden ve anlamadan ona muhalefet etmek, anladım ki karanlığa taş atmaktır.
Din
Çağlar Boyunca Devrimler-İhtilâller ve Siyonizm Bizde olduğu gibi Yahudilerde felsefe okutmak serbest değilmiş, dine ve itikada zarar vermesinden korkulduğu için hususî bir şekilde yüksek kabiliyetlilere okutulurmuş, bu çok esaslı bir harekettir. Zira felsefe; her dimağa sığmaz, hele dinî inancı ve millî şahsiyeti zayıf insanları mahveder. Yahudiler bunu bildiklerinden felsefeye karşı çok sikı bir tedbir almışlardır.
Felsefe
Millet tarihin, tarih de milletin ifadesidir. Bir milletin çocukları kendilerine ait olan dinî, millî ve tarihi bilgileri yani kim olduklarını, nasıl bir tarih ve ecdada (soya) sahip bulunduklarını, öğrenmeden, millî şahsiyetlerini kazanmadan yabancı milletlerinin kültür baskısı altına düşerlerse, bu yabancıların tarihleri ve millî kahramanları gözlerinde büyür.Kendilerini böyle bir tarihten ve millî şan, şeref ve kahramanlardan mahrum zannederek millî gururları kırılır, izzeti nefisleri harap olur kendilerini küçük görürler. Bu vaziyet onları ecdada, dine, tarihe ve mukaddes geleneklere karşı yanlış düşüncelere sürükler. O zaman bütün kabahati, millî mukaddesata, dedelerine ve tarihlerine yükletirler. Daha ileri gidecek olurlarsa mensup oldukları milletle alâkalarını kesmeye kalkarlar, komünist olurlar.
Sayfa 107·Kitabı okuyor
1000Kitap