Bir zamanlar diyordum ki bu Türk’ tür, bu Bulgar’dır ve bu Yunan’dır. Ben vatan için öyle şeyler yaptım ki patron,tüylerin ürperir… Adam kestim ,çaldım,köyler yaktım,kadınların ırzına, geçtim evler yağma ettim.Neden? Çünkü bunlar Bulgarmış ya da bilmem neymiş… Şimdi kendime sık sık şöyle diyorum hay kahrolası pis herif ,hay yok halası aptal! Yani akıllandım,artık insanlara bakıp şöyle demekteyim: bu iyi adamdır, şu kötü. Şimdi iyi mi ,kötü mü ,yalnız mı ona bakıyorum ve ekmek çarpsın ki ihtiyarladıkça da buna bile bakmamaya başladım.ulan, ister iyi ister kötü olsun be! hepsini acıyorum işte boşversem bile bir insan gördün mü içim cız ediyor.
Gerçek mutluluk budur: hiçbir yükselme tutkun olmadan bütün o tutkulu olduğun yüksekliklere erişmişsin gibi köpekcesine çalışmak. insanlardan uzak yaşayıp onları sevmek ve onlara gereksinme duymamak.Noel olunca, iyice yiyip içmek sonra bütün tuzaklardan yalnız başına kaçmak. yıldızlar tepende,toprak solda,deniz sağda olsun ve birden kalbinin içinde hayatın son çabasınıda tüketip masal olduğunu duyasın.’
Konfüçyüs derki ‘pek çokları mutluluğu insandan daha yüksekte ararlar bazıları daha alçakta ama mutluluk insanın boyu hizasındadır.’ şimdi boyumun ne olduğunu öğrenmek için huzursuzluk içinde onu yeniden ölçüyorum çünkü iyi bilirsin ki insanın boyu hep aynı kalmaz :)