Herkese merhabalar.#heraybirşiirbirromanokuyoruz ekibimle birlikte bu ay çok sevdiğim yazar Émile Zola'nın eseri Yaşama Sevinci'ni okuduk. Yazardan tecrübe ettiğim dördüncü kitap oldu aynı zamanda. Çok keyifli bir okuma süreci geçirdik. Sonrasında da üstüne sohbetini yaptık. Harikaydı.
Gelelim kitap yorumuma
#kitapyorumum :
10 yaşındaki Pauline, ailesini kaybedince annesinin kuzeni Chanteau ailesinin himayesi altına alınır. O küçük yaşında bile yaşama sevinci ile dolu olan Pauline yeni bir evde yeni ailesiyle yaşamaya başlar. Babasının bıraktığı bir miktar mirasa da sahip olmuştur.
Bay Chanteau damla hastalığından muzdarip her gün acılar içinde kıvranmaktadır. Onun hastalığından dolayı deniz kenarı bir eve taşınmak zorunda kalınmıştır. Pauline, amca diye gördüğü bu zavallı hastalıklı adama, hem üzülerek hem de göreviymişcesine yardım etmektedir. Yengesi başlarda onu sevse de daha sonraları istemeyecek, rahatsızlığını sürekli belli etmeye devam edecektir. Ve sanki kendi parasıymış gibi Pauline'nin parasını ufak ufak çalmaya başlar.
Lazare evin tek oğlu, Pauline'nin de tek aşkıdır. En başında kardeş gibi büyüyen Pauline ile Lazare büyüdükçe birbirlerine aşık olacaklardır. İşte o zaman bu ev, Pauline için hem içsel hem dışsal bir yıkım olacaktır.
İhanet, sadakatsizlik, nankörlük, bencillik gibi bütün bu karakter değişimlerine şahit olacaksınız.
Okurken birçok duyguyu aynı anda yaşadığımı söyleyebilirim. Karakterlerin hepsine neredeyse aynı seviyede sinirlendim, bir sahne var ki orada da çok etkilendim.
Ve bir kere daha gördüm ki, ne kadar değer verirsen o kadar değer görürsün bu hayatta. Öncelikle insanın kendisine saygısı olmalı. Bir başkası için insan kendinden bu kadar ödün vermemeli.
Émile Zola okumaya devam. Sizlere de şiddetle tavsiye