Sivas Vilâyeti, Mondros Ateşkes Antlaşması'nin 24. Maddesinde bahsi geçen 6 Doğu Vilâyetinden birisi olarak, "karışıklık çıktığında işgal edilecek" yerler arasındaydı. Bu madde ile Ermenistan devletine yurt sağlanmak isteniyordu. Istanbul hükümeti de milli mücadelecilerin karışıklığa sebep olacakları gerekçesi ile kongrenin yapılmasına karşı çıkıyordu.
Kongrenin ilk günü delege sayısı 20'yi geçmiyordu. Bu durum karşısında M. Kemal Paşa, beraberindeki mücadele arkadaşlarından bir kaçını birer ilin delegesi olarak kongreye kattı. Bir kısmı illerden gelme, bir kısmı Sivas'ta atanma 20 - 25 delegenin katılmasıyla Sivas Kongresi'nin açılışı gerçekleştirildi...
Istanbul Hükümeti ve işgal kuvvetlerinin engellemeleri, aleyhte propagandaları katılımı düşüren etkenlerin başında gelmektedir.
Kongre, gününde yani Mustafa Kemal'in tayin ettiği ve her türlü engeli yenerek Sivas'a ulaştığı günün akabinde toplandı. Millî tarihin büyük Türk rönesansı, ihtilâl ve kurtuluş kongresi diye anacağı Sivas Kongresi, gelecekteki her 4 Eylül bir millî bayram günü olarak kutlansa yeridir. 4 Eylül 1919 hakikaten Türk tarihinde başlı başına bir dönüm noktası olmuştur; millî ihtilâl, savaş, kurtuluş, inkılâp, cumhuriyet devrini getiren hamlenin vatan bütünlüğü adına temelini Sivas Kongresi teşkil etmiştir.
Binanin müdür odası M. Kemal Paşa'ya ayrılmış, bu odanın yanındaki geniş oda, okul sıraları ve sandalyelerle döşenerek kongre salonu haline getirilmiştir. Salona bir kürsü yerleştirilmiş, üstüne güzel bir seccade örtülmüş, duvarlar halılar ve bayraklarla süslenmişti. Kongre başkanı için bir masa konulmuştu. Duvara asılan küçük bir halı üzerinde Osmanlı Devlet Arması ve altında "Padişahım çok yaşa" sözü yazılıydı.
Sayfa 45 - Sivas kongresinin yapıldığı kongre odasının yerleşimi·Kitabı okudu
Rasim Başara, 2 Eylül günü Sivas'a gelen M. Kemal Paşa'yi şu sözlerle anlatmıştır. "Mustafa Kemal Pasa'nin o günkü kıyafeti gözümün önündedir. Hâki renkte sivil bir avcı elbisesi, başında kalpak, göğsünde harp madalyası taşıyordu."
M. Kemal Paşa'yı Sivaslilar ilk defa görmüyordu. Bütün Anadolu insanları gibi "Sarı Paşa" lâkabıyla Çanakkale'deki kahramanlıklarindan tanıdıkları Paşa'yı, ilk defa 27 Haziran 1919 günü bizzat görmüşlerdir.