... oğlum için elimden geleni yaptım. Yaşamım bir başarısızlık değildi!” Sanki ölüm döşeğindeymişçesine geri dönüp yaşamına baktığımda, ansızın bunun bir anlamı olduğunu, çektiği onca acıyı bile kapsayan bir anlamı olduğunu görebildi. Aynı sebeple, örneğin ölen oğlununki gibi kısa bir yaşamın bile, coşku ve sevgi açısından öylesine zengin olabileceği, seksen yıl süren bir yaşamdan çok daha anlamlı olabileceği açıklık kazandı.
Tartışmaya hazırlıksız katıldım ve gruptaki bir başka kadını sorguladım. Kaç yaşında olduğunu sordum, “Otuz,' dedi. Bunun üzenne, “Hayır, otuz değil, seksen yaşındasınız ve ölüm döşeğindesiniz, geri dönüp çocuksuz ancak mali başarılarla dolu bir yaşamınız olduğunu görüyorsunuz,’ diye karşılık verdim ve böyle bir durumda ne hissedeceğini hayal etmesini söyledim. “Ne düşünürsünüz, o durumda kendi kendinize ne dersiniz?" Drama seansı sırasında kaydedilen banttan, kadının söylediklerini almama izin verin: “Ben evli bir milyonerim, rahat bir hayatım vardı ve bunu yaşadım! Erkeklerle flört ettim, onlarla cilveleştim' Ama şimdi seksenim deyim; kendi çocuğum yok Yaşlı bir kadın olarak geri dönüp baktığımda, bütün bunlann ne için olduğunu anlayamıyorum; aslında, yaşamımın, bir başarısızlık olduğunu söylemem gerek!"