Neslihan

" öğretmen olarak onları tek başlarına içinden çıkacakları bir dairenin içine sokmuş kendi aklını işin içine katmamiş, akıllarını kitabın aklıyla karşılaştırmaya davet etmişti. Böylece açıklayıcı hocanın iki işlevi birbirinden ayrilmaktaydi, bilgili olmak ve öğretmek islevleri. Aynı şekilde öğrenme eylemindeki iki yeti de birbirinden bağımsız olacaktı: akıl ve istenc. Öğretmen ve öğrenci arasında istencten istence saf bir ilişki oluşmaktaydı: öğretmenin daha önce sahip olduğu hakimiyet iliskisi yerini öğrencinin aklıyla kitabın aklı arasında tümüyle Özgür bir ilişkiye bırakacaktı; dahasi kitabın aklı ikisi arasındaki eşitlikçi entelektüel bağı oluşturan ortak unsur olacaktı. Bu yöntem eğitimci eylemin çeşitli unsurlarını birbirinden ayırmaya ve açıklayıcı aptallastirmanin ne olduğunu açıklamaya da yarar. Bir akıl bir başka akla tabi olursa orada aptallastirma vardır. İnsanın, özellikle çocuğun, kendini bir yola sokmaya ve bu yolda tutmaya yeterli inseci yoksa bir öğretmene gereksinimi vardır. Ancak ötekine olan bu boyun eğis yalnızca bir istencten otekinedir. Bir akıl ötekine boyun egerse aptallastirici olur. Öğretmek ve öğrenmek eyleminde iki istenc ve iki akıl vardır. Onların çakışmasina aptallastirma adı verilir. Jacotot'nun yarattığı deneysel durumda öğrenci birbirinden çok ayrı olarak, bir istence- Jacotot'nunkine- ve bir akla- kitabın aklına - bağlıdır. Yalnızca kendine boyun eğen akıl eylemiyle, bir başkasının- kine boyun eğen istenc arasındaki ilişkinin birbirinden ayrı olarak tanımlanması ve korunması özgürleşme olarak adlandırılır.
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Özgürleştirici öğretmen, özgürleşen öğrenci
"Dilimiz önce düşüncemizin çevirmenidir, kısa sürede onun zorbasi olur: artık kölesiyizdir ama özgür olduğumuzu düşünürüz. Kendi kendimize kısık sesle konuşurken düşünmez oluruz. Ruh, kendine özgü olanla onu ortaya koymaya yarayan aygıtı birbirine karıştırır." Bir diğer deyişle akıl dile tabi olmaktadır.
Psikoloji
...bilimde hiçbir hipotez ve hiçbir bilimsel teori şüphe götürmez bir kesinlik kazanamaz; eleştiri veya değişiklik ihtimaline açık olmayan bir kesinlik kazanamaz. Öyleyse bilimci gerçeği arayandır. Gerçek, ulaşmaya çalıştığı şey, yüzünün dönük olduğu yöndür. Ancak kesinlik onun erişimi dışındadır; yanıtlamak istediği sorunların birçoğu doğal bilim dünyası dışında kalır.
Düşünce
Bir sentetik keşfin karakteristik özelliği, onun şu zamanda ve şu mekanda gerçekleşmesinin zorunlu olmamasıdır; hiç gerçekleşmeyebilirdi de. Onlara karşı hayranlık ve ürperti duymamızın nedeni belki de bu özellikten kaynaklanmaktadır.
Düşünce
İyi filozoflar gerçekliğin kaosunu budar, evcilleştirip sabit biçimlere sokar ve böylece de değerli ve nefis meyveler vermeye zorlar; en azından teoride.
Düşünce