Aşk, sonbaharı ilkbahar gibi hissetmekti. Gündoğumu haberciydi, umuttu. Çünkü aşk, yarası olana sığınaktı ama bazen de zehir. Tıpkı ilaç gibi. Belki de bu yüzden yaralı kalpler daha çabuk tutuşuyordu aşk ateşinde.
Sema SoykanKilit Taşı
Ailenizi ne kadar tanıyorsunuz?
Annenizi, babanızı, eşinizi, çocuklarınızı? Onların isteklerini, hayallerini, sırlarını, sizin için yaptıkları fedakarlıkları veya sizin yüzünüzden yapmaya mecbur kaldıkları şeyleri ne kadar biliyorsunuz?
Şermin Yaşar açılmamış kapıları açıyor, söylenmemiş sırları paylaşıyor ve görülmemiş hesapları görüyor. Her insanın görünenden çok farklı olabileceğini de anlatıyor.
Birbirine sımsıkı bağlarla bağlı(!) bir ailenin içine sokuyor bizi. Herkes kendi hikayesini anlatıyor. İçini döküyor bize. Ve sırlar ortaya çıktıkça bizim adımıza alınan kararların, yapılan hataların, söylenmeyen sözlerin, verilmeyen tepkilerin sonuçlarını görüyoruz. Birbirine yabancı eşler, kardeşler, babalar, anneler... Her birinin anlattığına hak veriyoruz, her birinin acısıyla dağılıyoruz. Hatta okurken bir de kendi hayatımızla kıyaslıyoruz. Bazı karakterleri çok seviyoruz, bazılarından nefret ediyoruz. Ama uzun sürmüyor, çünkü onlar da söz alıyor ve o nefret ettiğimiz karakterlerin de iç dünyasına girince tüm düşüncelerimiz değişiyor. Anlıyoruz ki bir görünen, bir de gerçekte olan var.
Kitabı ithaf ettiği ve aynı zamanda romanının baş kahramanı olan Ethem'in ve geniş ailesinin zorlama hayatları, bize hayatı nasıl yaşamamız gerektiği ile ilgili çok şey anlatıyor.
ÇOK BİLMEKTE İYİ DEĞİL. SÖYLEME BİLMEYEYİM...
Şermin YaşarSöyleme Bilmesinler
İclal Aydın Kahvaltı masaları o kadar güzel anlatılmış ki o masada bende vardım. herşeyiyle çok içten bir anlatım, yalın, bizden.
tüm karakterler etrafımızda gördüğümüz hayatımızda olan insanlar ama özellikle bir hala var ki bayılıyorum ona.
Kalbimin Can Mayası