Cennette tohumlar vardı, çocuklar vardı adeta. Şimdi tohumun gelişmesi, ağaç olması, çocuğun büyümesi lazımdı. Bütün bu kapıların açılışı kadının varoluşu ile başlar. Kadının var oluşu ve hele varlığını duyuruşuyla.
Her şey son ucuna gitmek zorundaydı. Şeytan şeytan olacaktı, yılan, yılan. Adem'in Adem olması için şeytanın, yılanın ve insanın cennet varlığı olmaktan çıkmaları, cennetin şartlarından faydalanma kolaylığını yitirmeleri, Cenneti yitirmeleri gerekiyordu. Cenneti bulmak için yitirmek gerekiyordu.
Uygarlığından yetersizlik duymanın sonucu değil bu. Yeterlilik duygusundan yoksunluk bu. Yaşamak için gerekli en az metafizik doygunluk düzeyine bile erişemeyen yılan ruhu gibi.
Kutsal ekmeğini ihanet eden gibi, gök ağızına ihanet eden gibi, uygarlık özünü ihanet edenler de bulunacaktır. Bunlar kırmızı ışık yakan trafik düğmeleri gibidirler.
Yurdunu hangi insan daha çok sevecektir: doğduğu yerden ölünceye kadar hiç ayrılmayan insan mı? Yoksa en genç çağında yurdundan ayrılarak savaşa gitmiş, esir düşmüş, bir daha dönme umudunu tam yitirmişken ansızın esen bir hızır yeliyle kendisini yine ülkesinde bulan insan mı?