Biyografi eseri olduğunu düşününce okurken sıkılabileceğimi düşünmüştüm. Ama her sayfa da ayrı bir mesaj alınca kitap o kadar sürükleyici hale geldi ki. Oğuz atay hocası olan prof. Mustafa Inan i her yönüyle ele almış ve onun hayatından bizlere çok güzel mesajlar vermiştir. Bir çok alana ilişkin noktalara değinilmiş; Mühendislik, eğitim, siyaset, edebiyat ve buna benzer bir çok konu. Benim ilgimi eğitimci olarak Mustafa Inan 'ın çocukluğundan itibaren iyi öğretemen oluşu çekti. Hani bazı meslekler doğuştan gelir ya o da resmen doğuştan öğretmen doğmuştu. Nasıl daha iyi öğreteceğini biliyordu çünkü gerçekten öğretmek istiyordu. Bildiği herşeyi herkesle paylaşmak istiyordu. Sadce öğretmenlerin değil herkesin kendinden bir parça bulabileceği herkesin tanıması gereken bir insan olduğunu düşünüyorum.
Gerçekten de talebeye sınıfta sürekli olarak sırtını çevirerek ders veren bir hocaları vardı. Belki de bu yüzden talebenin gözlerinde, dersinin hiç anlaşılmadığını göremiyordu.
Batı’nın önemli, önemsiz bütün kapıları birden açılıvermişti: Her şey yeniydi, her şey ilk defa duyuluyordu. Bunun için insanlar her şeye birden sarılıyorlardı, her şeyi birden öğrenmek istiyorlardı. Her şeyi bilme hastalığı en sağlıklı
kafalara bile bulaşmıştı.
Kozmoğrafya imtihanına giren öğrencilerin kopya çekmek yerine bütün kitabı ezberlemesini isteyenlere söylüyorum. Üç Kulak Baha'ya bile kozmoğrafya öğretebilecek
bir Mustafa İnan olamazlarsa bu meseleye çözüm getiremeyeceklerini söylüyorum. Bunun bir yolu vardır beyler, bunu
Mustafa biliyordu. Bu sırra ermişti