Gerçekten de talebeye sınıfta sürekli olarak sırtını çevirerek ders veren bir hocaları vardı. Belki de bu yüzden talebenin gözlerinde, dersinin hiç anlaşılmadığını göremiyordu.
Batı’nın önemli, önemsiz bütün kapıları birden açılıvermişti: Her şey yeniydi, her şey ilk defa duyuluyordu. Bunun için insanlar her şeye birden sarılıyorlardı, her şeyi birden öğrenmek istiyorlardı. Her şeyi bilme hastalığı en sağlıklı
kafalara bile bulaşmıştı.
Kozmoğrafya imtihanına giren öğrencilerin kopya çekmek yerine bütün kitabı ezberlemesini isteyenlere söylüyorum. Üç Kulak Baha'ya bile kozmoğrafya öğretebilecek
bir Mustafa İnan olamazlarsa bu meseleye çözüm getiremeyeceklerini söylüyorum. Bunun bir yolu vardır beyler, bunu
Mustafa biliyordu. Bu sırra ermişti