Hiçbir metot, sevginin terbiye ediciliği kadar tesirli değildir ve hiçbir çocuk, içinde olumsuz duygular çoğaltılarak olumluya yönlenme becerisi kazanamaz.
Insani boş bir levha olarak tarif etmek, anne babayı da onu okumak gerçeğinden, satırlarını dilediğince yazmak telaşına getirmiştir. Oysa zaten yazılı olanı tekrar yazma telaşı, var olan yazıyı bozmakta ve o yazının gereğini ortaya koyma ihtimalini çocuğun elinden almaktadır.
Çocuk ya da yetişkin farketmez, her insan hissettiği duygularla hallenen, duyarlılığını çözüm önerileriyle değil; yanında duruşu, elinden tutuşu, hatta bazen yalnızca bir bakışıyla hissettiren kişilere ihtiyaç duyar.
Insan yaratılışında onu tehlikelerden koruyan iki mekanizma vardır: Kaç ve savaş. Bağırarak, hiddetle ya da kızgınlıkla söylenen sözün muhatapta hiçbir tesiri yoktur. Zira bağırmak savaştır ve insan muhatabına savaş açtığı zaman karşısındakinin muhakeme ve idrak yeteneğini devreden çıkararak kaç ve savaş mekanizmasını aktive etmiş olur. Oysa emir açıktır: Ona yumuşak söz söyleyin, belki düşünür veya saygı duyar. ( Taha/44 )