Neval

Neval
Kafamdaki sahnenin yönetmeni
51 okur puanı
Kasım 2019 tarihinde katıldı
10/10
·488 syf.··
Beğendi
·
2020 39. kitabı
·
46 günde okudu
·
Okunma: 15 Kasım 2020 19:45
Bilimsel bilgiler ve bunları ortaya çıkartan kurgusuyla efsane bir hikayeyi okudum diyebilirim. Gerçek ve hayrete düşürecek cesaret girişimlerine insanın eli değdi mi hakikaten dedirtti kimi bilgiler bana. Bilimsellikte ve buluşlardaki çabalarda. Yine aydınlandık, elimizden bırakamadık, devamını beklemeye koyulduk. Tavsiye edilenlerin başında gelir bu kitap. Iyi okumalar dilerim.
Arachnoid MaterSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 202010,9bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2020 38. kitabı
Camdakı kız yani Nalan'ın hikayesi. Kendilerine ve başkalarına kesilen faturalar çocuklarından çıkartılıyor. Gücü yettiklerine yani. Adaletsizlik burada başlıyor. Duygusal açlığın yerini ne mal, ne ihtişamli bir yaşam karşılıyor. Sevgisiz, değersiz ve dayakla yetiştirilmiş bireyler hayatlarının ilerleyen safhalarında bu tutumlar patlak veriyor. Buralardan türeyen çocuklarda aynı yetisiyor maalesef. Kendi kader mofiflerine, böyle gelmiş böyle gider anlayışlarıyla boyun eğiyorlar. Mücadele etmeyen, ileriyi görüp önsezi de bulunmayan, çabalamayan kişiler. Insanın 7 yaşına kadar kader motifi kafasinda oluşurmuş. Anne ve babasının veya o yaşa kadar muhatap olduğu kişilerle sekillenirmis dünya algısı. Dışarısı da böyle bir yer galiba diye. Anadili olurmuş artık öğrendikleri ve gördüğü tutumlar. Bu söz beni çok etkiledi. Sizi de etkiledi mi bilmiyorum ama çocuktur anlamaz, konuş gitsin yanında, söv, döv vs gibi itici tavırlar çocukta bir ömür kodlaniyormus. Atamıyormuş üstünden. Dikkat etmek gerekiyor. Sadece maddi olarak beslemiyoruz onları, psikolojik bir yatirim da yapıyoruz bir canlıya. Illa anne baba olmaya gerek yok bunları yapmak için bir kardeş de bir öğretmen de adını siz koyun örnek oluyoruz. Elimizde bir cani de yetişebiliyor veya kendisiyle barışık, mutlu, başarılı bir canlı da.
Camdaki KızGülseren Budayıcıoğlu · Doğan Kitap · 201928,1bin okunma
6/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2020 31. kitabı
Bir çocuk kitabı olmasından çok, büyüklerin yaptığı davranış değiştirtmek için kullandıkları yanlış ceza taktiklerini ve bunların nelere dönüştüğünü gözler önüne seriyor açıkçası. Büyüklerimizden böyle terbiye etme biçimi gördük demek ve sorgulamadan bunu uygulamak, küçücük ve savunmasız bünyede nasıl hasarlara yol açıyormuş tanık olduk. Davranışın düzeltilmesi için verilen ceza dayakla değil de yumuşak bir sözle, şefkatli yaklaşımla ve severek değiştiriliyormuş. Sevgi dili, güzel öğüt. Kızmak yerine sarıp sarmalayıp doğruyu anlatmakmis doğru yöntem. Bunu kan bağın olduğu kişilerden, en yakınlarından daha çok beklersin ama kim bu özenli davranışı gösterirse onun daha çok sözü geçerli oluyormuş sende ve yaşın kaç olursa olsun hep kiymeyliymissin onun gözünde. Dünya sefkatsiz kalınca değerini kaybediyor bunu unutma.
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275,1bin okunma
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2020 30. kitabı
Çok bilgileneceginiz ve memnun kalacağınız bir kitap. Peygamberlerin eğitim metotlarını hep merak etmişimdir nasıl örnek oluyorlar kendi kavimlerine ve ileriki çağlara diye? Bu kitapta baştan sona tüm peygamberlerin fıtratlarına uygun eğitim modeli mevcut. Kimisi sakin, sabrıyla örnek oluyor asi çocuklarına, kimisi dağıttığı adaletiyle oğlunun onu bu yönüyle geçtiğine şahit oluyor. Kimisi yumuşak sesle konuşarak telkin etmeyi öğretiyor, kimisi sevgi diliyle her şeye yaklaşıyor...Çözümleri ise hep olumlu. Içinde fıtrata uygun yaklaşma var; değilse zorlanmıyor, azarlanmiyor birey küçük düşürülmüyor. Olumlu özellikleri övülüyor sevgi sözcükleriyle. Bir olumsuzluk olduğunda yanındayım, destekçinim deniliyor, hissini paylasiyorum. Belki bir bakış bile bu yakınlığı kurdurtuyor kendimizi yalnız hissettiğimiz bu yolculukta.
Fıtrat Pedagojisi 2Hatice Kübra Tongar · Hayykitap · 20151,546 okunma
6/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2020 27. kitabı
Hani çalışırsın ya bütün gün, bir ömür epeyce seneler sonra dersin hiçbir şey yapmayacağım parama bakıp, para hesabı yapmayıp, gezip, dolaşıp, okuyup keyfime bakacağım. Bir gün bu hayallerin gerçekleşmesi için çabalar dururuz ya hani. Ona hep bi ulaşma çabası, sonrası ise rahatlıkmis gibi. Kafada sorunlar da bitecekmiş gibi. Halbuki o zaman da taşıyoruz yine o kafayı. Yorgun, sahteliklerden kaçmak isteyen, birikmiş ve yine beklentili. Birçoğumuz hayata adımını atarken mirastan kalan varlıklarla geçinecek ve çalışmayacak kadar şanslı doğmuyoruz. Böyle olunca da işsizlikten cani sıkılan, kendine ve etrafındakilere saran, yalnızlaşan ve güveni kalmayan kimse çıkıyor karsimiza. Ayrık yaşantı, toplumdan uzaklaştırıyor da. Yuva dahi kurdurmuyor. Bırak faaliyete geçirmeyi düşüncesinden bile çekiniliyor. Böylelikle güvensizlik ve yalnızlık kuşatıyor bizi. Ben bu kitapta bunu gördüm. Yıllar sonra bile hedeflediğimiz rahatlığa kavuşsak da aynı duygulara sahip oluyoruz. Başta varlık içinde yüzünce de yine aynı model ruh hali kuşatıyor bizi. Etrafınıza bakın yaşlısı, emeklisi, atadan zengini aynı halde güvensiz ve yalnız. Herkes gibi kendi alışkanlıklarını yapmak; bu işteki alışkanlıklar olsun, evdeki, sokaktaki, görüştüğün kişiler, aynı muhabbeti yapman senin rutinin oluyor. Bu kalıbın dışına çıkmadığında kendini güvende hissediyorsun. Rutin de bir süre sonra sıkıcılık yapıyor. Başka tip kişilerle görüşmek, iş, ortamını değiştirmek, farklı yerler gezmek... Yani farklılığı deneyimlemekten korkar olduk; çünkü ayıplanmaktan çekinen bir toplumuz. Alışkanlıklarımızı hayatımızda değiştirmediğimiz için mutsuzuz. Yemeğe tuz katmamış gibi tat alıyoruz. Harekete geçip, değişimden korkmayıp çok da millet ne der lafını hayatımıza katmayip kendi mutluluğumuzu ve yaşamak istediğimiz
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971bin okunma