"2+2=5"
"İçine giremezler"demişti Julia. Ama adamın içine de girebiliyorlardı işte. O'Brien,"Burada başına gelenler sonsuza dek sürecek" demişti. Doğruydu. Bazı şeyler geri gelmiyordu,insan bir daha geriye dönemiyordu. Insanın içinde bir şeyler ölüyor,yanıp kül oluyordu.
"Insanın azınlıkta olması,tek kişilik bir azınlık olması bile,deli olduğu anlamına gelmiyordu. Bir doğru vardı,bir de doğru olmayan;doğruya sarıldığın zaman,tüm dünyayı karşına bile alsan,deli olmuyordun."
"Winston,Julia'yla konuşurken bağnazlığın ne anlama geldiğini azcık olsun kavramadan bağnaz gibi görünmenin ne kadar kolay olduğunu fark etmişti. Açıkçası, Parti'nin dünya görüşü,onu hiç anlamayan insanlara çok kolay dayatılıyordu. Gerçekliğin en açık biçimde çarpıtılması böylelerine kolayca benimsitilebiliyordu,çünkü kendilerinden istenenin iğrençliğini hiçbir zaman tam olarak kavrayamadıkları gibi,toplumsal olaylarla yeterince ilgilenmedikleri için neler olup bittiğini de göremiyorlardı. Hiçbir şeyi kavrayamadıkları için hiçbir zaman akıllarını kaçırmıyorlardı,çünkü tıpkı bir mısır tanesinin bir kuşun bedeninden sindirilmeden geçip gitmesi gibi,yuttuklarından geriye bir şey kalmıyordu."