Babam yüzüme şöyle bir baktı: "Kızım, siz de mi yanlış düşünüyorsunuz?" dedi. "Ben daima Meşrutiyet taraftarı idim. Hatta padisahlığımın ilk zamanlarında o zamanki vükelâya bunu kabul ettirmek için ısrar etmiştim. Sonradan bunu kaldırmamız milletin çok büyük zararlara uğrayacağı anlaşılmasından dolayı idi. Maa-zallah devletimizin dağılmasına ramak kalmıştı. Beni Meşrutiyer taraftarı olmamakla itham edenler emin olsunlar kı yanıldıklarını anlayacaklardır. Kızım bunu iyi biliniz ki bu İkinci Meşrutiyeri kendi arzumla verdim. Eğer mâni olmak isteseydim." Burada biraz durdu, "Yapacak şeyi de pek ålâ bilirdim. Esasen Meşrutiyet in ilanından önce bütün devletlerin kanunu esasîlerini tercüme ettiriyor, bize en uygun olanını intihap etmek, bu suretle devleti dağılmaktan kurtaracak bir kanunu esasiye malik olmak, Meşrutiyer'i bu suretle ilan etmek istiyordum. Ne yapalım, Allah nasip etmedi." Burada gözleri doldu, "Milletimin başında tecrübeli bir baba gibi bulunmak, böylelikle vatanımın selâmeti uğruna çalışmak azm ü kararında idim. Düşmanlarım bu fırsatı bana vermediler. Türlü güçlükler ve iftiralar icat ettiler. Nihayet 31 Mart Vakası meydana çıkarıldı. Ben, meşruti bir hükümdarın yapacağını bir hatve aşmadım. Ne ileri, ne de geri gittim. Lâkin beni başka türlü başlarından def edemezlerdi. Ben takdire inanırım. Bu bize Allah'tandır. Eğer
31 Mart Vakası'nı ben ihdas etmiş olsaydım bu şekilde yüzüme gözüme bulaştırmazdım. Nasıl yapılacağını pek ålâ bilirdim. Tarih bu hakikati bir gün meydana çıkaracaktır. Bundan dolayı kalbim müsterihtir. Kızım! Şahsım için iki Türk ün, asker evladlarımın birbirini kırmasını, kan dökülmesini Allah hakkı için istemedim.
Bana bu iftirayı yükleyenleri Allahım'a havale ediyorum."
"Bahçede bir eğlence mi var?" diye sormuş. Bilmiyoruz demişler ama babam yine şüphe etmiş. Rasim Bey'i istemiş. Ona bahçede bir eğlence veya ziyafet mi var diye sorunca muhafız Rasim Bey pek de söylemek istemediği hâlde, evet demeye mecbur olmuş. Babam hayrede,
"Herhâlde mühim bir misafir olacaktır. Kimdir?" diye sormuş,
Rasim Bey yine istemeyerek, "Sandanski" geliyor. Birlikte yemek yiyeceğiz." demiş. Babam, "Dünkü düşmanımız bugün dostumuz
mu oldu?" diye sorunca Rasim Bey, "Şimdi dostuz." diye cevap vermiș. Babam gülmüş, "Rasim Bey, aldanıyorsunuz, Sandanski ve ona benzeyen adamlar hiçbir vakit Türk'ün dostu olamazlar Gaflet içindesiniz. Aklınızı başınıza toplayınız, yazıktır. Binlerce Türk'ün kanını bu komitacılar emmişlerdir. Pişman olmamanı temenni ederim." demiş ve şunları da ilâve etmiş, "Ben çekilmis bir adamım. Benim felaketim şerefine bir Türk düşmanına verilen ziyafet benden ziyade sizin için acıklıdır. Pek teessüf ederim."