Ayşe Osmanoğlu

Ayşe Osmanoğlu

Yazar
8.7/10
48 Kişi
·
144
Okunma
·
11
Beğeni
·
1.420
Gösterim
Adı:
Ayşe Osmanoğlu
Unvan:
Osmanlı Sultanı 2. Abdülhamit'in Kızı
Doğum:
İstanbul, 1887
Ölüm:
İstanbul, 10 Ağustos 1960
Ayşe Sultan (Osmanoğlu) (d. 1887, İstanbul - ö. 10 Ağustos 1960, İstanbul), Osmanlı Sultanı II. Abdülhamit'in kızıdır. 1960'ta Babam Sultan Abdülhamid adıyla yayımladığı hatıralarıyla ün kazanmıştır. Ubıh olan annesi Dördüncü Kadınefendi Müşfika Hanımefendi'dir (1867-1961).

27 Nisan 1909'da II. Abdülhamit'in tahttan indirilmesi üzerine, babası ve ailesiyle birlikte bir süre Selanik'te Allatini Köşkünde hapis hayatı yaşadı. Ahmet Nami Bey ile evliliğinden Ömer Nami, ve Osman Nami, Mehmet Ali Rauf Bey ile ikinci evliliğinden Abdülhamit Rauf adlı oğulları oldu. 1924'te hanedan üyeleriyle birlikte yurt dışına çıkarıldı. 28 yıl Paris'te yaşadıktan sonra 1952'de hanedanın kadın mensupları için çıkarılan afla İstanbul'a döndü. 1960'ta yayımladığı Babam Sultan Abdülhamid adlı anıları, Abdülhamit'in kişiliği ve aile yaşamına ilişkin en önemli kaynaklardan biridir. Bu kitap, 1984'te Selçuk Yayınları tarafından tekrar ve resimli olarak basılmıştır.

Çocukları

Ayşe Sultan'ın büyük oğlu Ömer Nami Osmanoğlu 1911'de doğdu, Paris'te hukuk tahsil etti. Beyrut'a yerleşti. Sadrazam Kâmil Paşa'nın torunu Saadet Hanım'la evlendi. Bu evlilikten Ayşe Râbi'a adlı bir kızı oldu. 1977'de İstanbul'a döndü ve burada vefat etti.

Ayşe Sultan'ın ikinci oğlu Osman Nami Osmanoğlu 1918'de İsviçre'de doğdu. Paris'te makine-radyografi mühendisliği okudu. Uzun süre Lübnan ve Tunus'ta yaşadıktan sonra 1975'te yurda döndü. İlk eşi Adile Hanım'dan üç kızı vardır kızları Mediha Şükriye, Fethiye Nimet ve Ayşe Adile'dir. Alman olan ikinci eşinden de iki kızı vardır bunlarda Gülnur Dorothe ve Erman Kunter ile evli olan Ayten Sofia'dır. Torunu oyuncu Refiha Roksan Osmanoğlu'dur. 15 Temmuz 2010 tarihinde İstanbulda vefat etti.

Ayşe Sultan'ın üçüncü oğlu Abdülhamid Rauf Osmanoğlu 1922'de İstanbul'da doğdu. Paris'te annesiyle yaşadı. 1981'de İstanbul'da vefat etti.
Son nefesime kadar milletimin , vatanımın ebediliğine ve saadetine dua etmek en büyük , en mukaddes borcumdur.
Tanrı Türk milletini ve cumhuriyetimizi daima korusun ve payidar etsin...
Babamın fevkalade kıymetli yüzlerce musiki ve nota koleksiyonu vardı. Orkestra için yazılmış mühim eserler, ayrıca piyano için yazılmış koleksiyonlar ciltlenmiş olarak mahfuzdu.
Abdülkadir Efendi asla gelmemiştir. Esasen o, babama karşı daima küskün davranır, "sosyalist olduğunu" iddia ederdi. "Burhaneddin Efendi'yi bizden üstün tutuyor." derdi. Kendisine mahsus acayip fikir ve hareketleri vardı. Babamın hiç istemediği hareketleri yapmaktan çekinmez, mesela fesini yana eğerek giyer, babamdan daima tekdir haberleri alırdı. Babam ona çok defa Mabeynci Emin Bey'i göndererek nasihatler ederdi. Herhalde bu mütevali kırgınlıkların verdiği bir duyguyla gelmemiş olacaktır.
"Bir kişi için bin kişi yanmaz. İki kardeş birbirini vurmaz. Tüfekçilerin silahları toplansın. Kimse bir silah atmasın. Kimsenin burnunun kanamasını istemem. Ne yapacaklarsa yapsınlar."
Ayşe Osmanoğlu
Sayfa 144 - Timaş Yayınları
Babam her kurban bayramında kızlarım gelecek diye bizleri beklermiş.Bir kere erkek evlatlarının gelmesine izin vermişler. Büyük biraderim Mehmed Selim Efendi ile Ahmed Efendi birlikte gelmişler. Babamla kucaklaşmışlar. Mehmed Selim Efendi'ye, "Sen büyük evladımsın. Bütün ümidim sendedir" demiş. Dualar etmiş. Babamın sözlerini dinlerken Mehmed Selim Efendi pek çok ağlamış. Ayrıca Ahmed Efendi'ye de iltifat etmiş. Tabii bu konuşmada Rasim Bey de beraber bulunuyormuş.
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki kitabın hakkı 4 gün. Benim 10 günde okumuş olmamın kitapla alakası yoktur. Sınav döneminde olduğum için kitabı aksattığım zamanlar oldu. Kitabın içeriğine geçecek olursak, akıcı ve yalın bir anlatıma sahip. Zaman zaman alıntılarda osmanlıca terimlere rastlansa da bu kitabın akışını asla bozmuyor. Sultan II. Abdülhamid'in kızının gözünden bir Osmanlı devri anlatılmaktadır. Siyasete dozunda vurgu yapan, geneli Abdülhamid'in siyaset dışı yaşamını anlatan bir hatırattır. Zaten haremin siyasete karışmadığı aşikar, bu nedenle bunu doğal karşılamak gerek.
Kitabı okuduğunuzda o devre gitmemeniz elde değil. Saraydaki nizam ve intizam, Abdülhamid'e gösterilen saygı, hatta ve hatta kahve sunumunda ki hassasiyet dahi kesinlikle muazzamdı. Sanılanın aksine bir "Muhteşem Yüzyıl" okumadım. (!) Kadınlar gayet edepli, belli bir yaşa erinceye kadar da açıklar. Daha sonra tesettürlerini yaşmak ve ferace ile tamamlıyorlar. Saray içinde de bir o kadar güzel elbise ve mücevheratlardan da geri kalmıyorlar.
Kitap da böyle güzel anıların yanında tabi ki Abdülhamid'in çektikleri de yer alıyor. Öyle yandı ki içim.. Tahtta kaldığı müddetçe tek bir vatan toprağını dahi vermeyen, tahttan "indirildiği" vakit 9 yılda bir karış toprağa muhtaç hale gelinmesi.. daha ne denilebilir ki ?
Beni en çok yıkan iki şey oldu; biri Abdülhamid hal edildiği vakit Allattini Köşkü'nde mahkum edilmesi bir diğeri ise Osmanlı hanedan üyelerinin sürgün edilmesi. Çoluk çocuk demeden edilen bu sürgün hangi vicdana sığar ? Sürgün edilenler kim ?(!) Ulu Hakan Abdülhamid'in de dediği gibi: "Vatanımı ve milletimi bu hale düşürenleri Allah kahretsin!"
Çok fazla detaya inmek istemiyorum bir an önce alıp okumalısınız.
Ayşe Osmanoğlu'nun tarihin en tartışılan padişahlarından biri olan Abdülhamit Han'ın hayatını,kişisel özelliklerini,sarayın adet ve göreneklerini anlattığı güzel bir hatırat.Okurken kâh Yıldız Sarayı'nda bayram kutlamalarına katılıp,sarayın ihtişamlı sofralarına konuk oluyor, kâh kendinizi Abdülhamit ile beraber Selanik'e sürgüne giden bir trende buluyorsunuz.Bu kitabı okurken bu vatan için ecdadımızın nelere katlandığını, ne zorluklar içinde yaşadığını daha iyi kavradım.Kitapta en duygulandığım bölüm ise Selanik'i işgale gelen güçlere karşı Abdulhamit'in kararlılığı ve ısrarlarına rağmen tekrar Istanbul'a götürülürken Selanik halkının vapurun arkasından "Bizi bırakıp nereye gidiyorsunuz?" diyerek acılarını dile getirmesi oldu.
Velhasıl-ı kelam kitap tarihini birinci elden öğrenmek isteyenler ve Yıldız Sarayı'ndan Selanik'e oradan Beylerbeyi Sarayı'na bazen mesut ama çoğunlukla kederli bir yolculuğa çıkmak isteyenler için kesinlikle okunması gereken kitaplar arasında.
Tarihi, yaşayan birinden okumak ayrıcalıktır. Sultan Abdülhamit Han kızı Ayşe Osmanoğlu, o devirde ki saray hayatından babasının hobilerine, sürgün yıllarından yaşam stillerine kadar çoğu şeyi kaleme almış. Osmanlı'nın sultanı olarak doğan ama senelerce sürgün hayatı yaşamak zorunda bırakılan güzide insan. Yaşadıkları zorlukları da bir bir anlatmış.

Gerçekleri okumak isteyenlerin başucu eseri!
kitap bölüm bölüm olduğu için okuması kolay ve rahat. çok fazla eski kelime de bulunmuyor. Ben genel olarak beğendim. Samimi bir dille yazılmış. Ayrıca sultan yerine babam ifadesini kullanması da ayrı bir sempati yaratıyor. Kitap iki kitabın birleşimi sayılır kitabın sonunda ek olarak zamanında yayımlanmak istenen Abdülhamid'e karşı yazılan bir kitaba cevaben ''Cemil Paşaya Cevap'' olarak bir . bölüm daha bulunuyor,bu bölümü de çok sevdim. Kitabın içindeki çelişkileri ve iftiraların aslını anlatmış Ayşe Osmanoğlu. 2. Abdülhamid'in şehzadeliğinden, saray hayatından,sürgününden, geri dönüşünden, ölümüne kadar tabiri caizse yaşadığı her an anlatılmış, gözünüzün önünde beliriyor. Bununla kalmayıp saraydaki kişilerin görevi yaşamı ve 2. Abdülhamid'in soyuna kadar her şey keyifli bir şekilde anlatılmış. Bütün ayrıntıları anlatmış ama asla sıkmıyor. Okudukça okuyasınız geliyor.. Kitabın her bölümününden özellikle cemil paşaya cevap bölümünden alıntı yapmak istedim ama mümkün olmadı. Kesinlikle okunması gereken bir eser. Herkese tavsiye eder, keyifli okumalar dilerim.
Ayşe Osmanoğlu iyi ki yazmış ve keşke bütün padişahlar hakkında böyle bilgilenebileceğimiz daha çok kitap olsaydı.. Çok etkilendiğim ve beğendiğim bir kitap okudum. Tarih derslerini hiç sevmeyen ben, zorla aldığım bu kitabı bitmemesi için az az okudum, hatta duygulandığım zamanlar bile oldu. Bunun nedeni elbette hikayenin gerçek olması. Klasik ders kitaplarındaki cümleler -"ülkeyi padişah yönetiyordu, cumhuriyet geldi, hanedan soyundan gelenler sürgüne gönderildi."- ne kadar basit görünüyor değil mi? Gerçeği hiç basit değil, o yaşanılanlardan empati kurulunca kolay mı ülkeyi terk edip gitmek, en üst seviyede dururken bir anda alt seviyelere inmek buna rağmen saygını, ülke sevgini, terbiyeni korumak.. Bu kitabı yorumlamak için kitaptaki her başlığa ayrı ayrı değinmek, sayfalarca yazmak gerekiyor fakat burada son veriyorum ve tarihe biraz ilginiz varsa hatta benim gibi ilginiz yoksa bile okumanızı tavsiye ediyorum.
Bana ayrı bir anlam ve değer kattığını defalarca söylerim, söyleyeceğim. Bir yarışma vesilesiyle bu kitapla tanıştım ve sadece bu kitabı değil Ulu Hakan Abdulhamid Han’ ı tam anlamıyla tanıdım ve okurken ne denli muhtelif zorluklar geçirdiğine şahit oldum. Ailesinin ona bu kadar bağlı olması ve onun sadece ailesine değil sevmeyenlerine dahi merhametli olması beni derinden etkiledi. Padişah olaraktan bu kadar ince ruhlu olması okuyan herkesi hayretlere düşürdüğüne şüphem yoktur.
Anlatan kişi kızı Ayşe Sultan, biz okurları olaraktan çok şey borçluyuz kendilerine... Allah mekanlarını cennet eylesin. Tarihe ve anı okumaya meraklı iseniz şayet okumanızı tüm içtenliğimle tavsiye ederim️
Cennetmekân Sultan 2. Abdülhamid Han'ın hazin hikâyesini kızı Ayşe Sultan'ın kaleminden okuduk. Ayşe Sultan'ın da kitabın sonlarında dediği gibi: "Kadri bilinemeyen Abdülhamid Han..."

Sultan 2. Abdülhamid Han, tarihte belki de en çok iftiraya ve propagandaya uğrayan Osmanlı padişahıdır. İttihatçı ve Cumhuriyet'in kurucu kadrosunun, eskiyi kötülemek, yeniyim methetmek maksadıyla yaptıgı bu propaganda ve iftira silsilesi günümüzde bile devâm etmektedir.

Sultan Abdülhamid Han'ın padişahlığının yanı sıra; nasıl bir zevce, baba ve insan olduğu oldukça net ve akıcı bir sûrette îzah edilmiş. Gök Sultan o kadar merhametli ve vicdanlı bir insanmış ki; nimet verdiği hâlde kendisine ihanet eden ve kendisine iftira atmak sûretiyle kötüleyen ve bugün "tarihin çöplüğünde" yer alan şahıslara bile merhametli yaklaşmıştır.

Cenâb-ı Hakk, sultanımıza rahmet etsin. Allah, onun tarihteki hakkını ve ahiretteki ecrini versin ve mekânını cennet kılsın inşallah. Bizleri de o ve onun gibi güzel şahıslarla haşreylesin. Âmin.
Bugünküne nazaran tertemiz bir Türkçeyle yazılmış bir hatırat. Enikonu hüzünlü, haksızlıklarla dolu, bir o kadar da doğrudur. Tarihe başka bir gözle bakmak isteyen herkes okumalıdır. Ayşe Sultan'ın sayesinde bir kaç tane güzel söz kelime hazneme katabilirdim.
Tarihin en tartışılan padişahı.. Adına yazılıp çizilmenin kimi gerçek kimi yalan olduğu, kurtların vatana her zamankinden daha cüretkâr saldırdığı devrin çilekeş padişahı...
Osmanlı'nın ve dahi dünyanın talihini değiştiren şahsiyet; Sultan Abdülhamid. Onu en yakından müşahade eden babası hakkında bildiklerini hatıra eden kızı Ayşe Sultan.
.
Hatırat Abdülhamid Han'ın hem padişah olarak, hem oğul olarak hem eş hem de baba olarak hayatını anlatmaktadır.
Osmanlı Devleti'nin son dönemlerini merak eden okurların başvurması gereken birincil ve objektif kaynaklardandır. Kitapta ayrıca Osmanlı saray adetleri kandil geceleri, bayramları, düğünleri dahil günlük yaşantıdan kesitler sunmaktadır.
Okuduğum esnada yer yer ağlamakla beraber içim sürekli bir hüzün halindeydi. Abdülhamid Han'ın hal'inden sonrasında hanedan ailesinin çektiği acılar ve sıkıntıları birebir yaşıyorsunuz sanki.
.
Ulu Hakan'a ilginin arttığı bugünlerde bizzat kızının kaleminden Ulu Hakan'ı okumak yüce bir memnuniyet olsa gerek.
Öncelikle kitap yalın ve sade anlatımla başlamaktadır,zaman zaman Osmanlıca terimlerde mevcuttur. Ayşe hanım babasının gençliğinden başlayarak ''Sadrazam-Padişahlık-Ölümü'' arasındaki tüm olayları detayına kadar anlatım sağlamıştır.
Pek dikkatimi çeken ise Abdülhamid ve ailesinin aldığı terbiye eğitimdir.
Gelelim Maddelere;
1-Kitabın geneli Abdülhamid'in siyaset dışı yaşamını anlatan bir hatırattır.
2- Saraydaki nizam ve intizam, Abdülhamid'e gösterilen saygı, hatta ve hatta kahve sunumunda ki hassasiyet dahi kesinlikle muazzamdı.
3-Kitapta öyle yandı ki içim.. Tahtta kaldığı müddetçe tek bir vatan toprağını dahi vermeyen, tahttan "indirildiği" vakit 9 yılda bir karış toprağa muhtaç hale gelinmesi''
diye bir terim mevcut Ayşe Hanımın burada yanlışı olduğu belli bariz açıktır. Abdülhamid zamanında kaybedilen topraklar ortadadır.
4-Kitaptan bir alıntı;
Selanik'i işgale gelen güçlere karşı Abdulhamit'in kararlılığı ve ısrarlarına rağmen tekrar Istanbul'a götürülürken Selanik halkının vapurun arkasından "Bizi bırakıp nereye gidiyorsunuz?" diyerek acılarını dile getirmesi oldu.
Sonuç olarak Abdülhamid'in siyaset dışında bilgi edinmek isterseniz tavsiye edilir ama siyasi bir bilgi ararsanız tavsiye etmem. Kitap daha çok yaşam şekli, edep,adap üzerine kurulmuş saray yaşamını anlatan bir hatırattır.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ayşe Osmanoğlu
Unvan:
Osmanlı Sultanı 2. Abdülhamit'in Kızı
Doğum:
İstanbul, 1887
Ölüm:
İstanbul, 10 Ağustos 1960
Ayşe Sultan (Osmanoğlu) (d. 1887, İstanbul - ö. 10 Ağustos 1960, İstanbul), Osmanlı Sultanı II. Abdülhamit'in kızıdır. 1960'ta Babam Sultan Abdülhamid adıyla yayımladığı hatıralarıyla ün kazanmıştır. Ubıh olan annesi Dördüncü Kadınefendi Müşfika Hanımefendi'dir (1867-1961).

27 Nisan 1909'da II. Abdülhamit'in tahttan indirilmesi üzerine, babası ve ailesiyle birlikte bir süre Selanik'te Allatini Köşkünde hapis hayatı yaşadı. Ahmet Nami Bey ile evliliğinden Ömer Nami, ve Osman Nami, Mehmet Ali Rauf Bey ile ikinci evliliğinden Abdülhamit Rauf adlı oğulları oldu. 1924'te hanedan üyeleriyle birlikte yurt dışına çıkarıldı. 28 yıl Paris'te yaşadıktan sonra 1952'de hanedanın kadın mensupları için çıkarılan afla İstanbul'a döndü. 1960'ta yayımladığı Babam Sultan Abdülhamid adlı anıları, Abdülhamit'in kişiliği ve aile yaşamına ilişkin en önemli kaynaklardan biridir. Bu kitap, 1984'te Selçuk Yayınları tarafından tekrar ve resimli olarak basılmıştır.

Çocukları

Ayşe Sultan'ın büyük oğlu Ömer Nami Osmanoğlu 1911'de doğdu, Paris'te hukuk tahsil etti. Beyrut'a yerleşti. Sadrazam Kâmil Paşa'nın torunu Saadet Hanım'la evlendi. Bu evlilikten Ayşe Râbi'a adlı bir kızı oldu. 1977'de İstanbul'a döndü ve burada vefat etti.

Ayşe Sultan'ın ikinci oğlu Osman Nami Osmanoğlu 1918'de İsviçre'de doğdu. Paris'te makine-radyografi mühendisliği okudu. Uzun süre Lübnan ve Tunus'ta yaşadıktan sonra 1975'te yurda döndü. İlk eşi Adile Hanım'dan üç kızı vardır kızları Mediha Şükriye, Fethiye Nimet ve Ayşe Adile'dir. Alman olan ikinci eşinden de iki kızı vardır bunlarda Gülnur Dorothe ve Erman Kunter ile evli olan Ayten Sofia'dır. Torunu oyuncu Refiha Roksan Osmanoğlu'dur. 15 Temmuz 2010 tarihinde İstanbulda vefat etti.

Ayşe Sultan'ın üçüncü oğlu Abdülhamid Rauf Osmanoğlu 1922'de İstanbul'da doğdu. Paris'te annesiyle yaşadı. 1981'de İstanbul'da vefat etti.

Yazar istatistikleri

  • 11 okur beğendi.
  • 144 okur okudu.
  • 8 okur okuyor.
  • 66 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.