Babam Sultan Abdülhamid

·
Okunma
·
Beğeni
·
3931
Gösterim
Adı:
Babam Sultan Abdülhamid
Baskı tarihi:
Eylül 2013
Sayfa sayısı:
320
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050812022
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Baskılar:
Babam Sultan Abdülhamid
Babam Abdülhamid
Babam Sultan Abdülhamid
"Otuz üç sene millet ve devletim için, memleketimin selâmeti için çalıştım. Elimden geldiği kadar hizmet ettim. Hâkimim Allah ve beni muhakeme edecek de Resûlullah'tır."

"Günün birinde umumî bir harbin çıkacağına hiç şüphe yoktu. Fakat bizim bu işe atılmamız büyük bir cehalet ve tedbirsizlikti. Selâmetimiz tarafsız kalmaktaydı."

Sultan Abdülhamid

Meşrutiyet'le başlayan, 31 Mart ile devam eden ve tahttan azille son bulan çalkantılı bir devrin padişahı: Sultan II. Abdülhamid. İstanbul'da Yıldız Sarayı'nda başlayan, Selânik'te Alâtini Köşkü'ne uzanan ve yine İstanbul'da Beylerbeyi Sarayı'nda sona eren bir ömrün hikâyesi...

Osmanlı Devleti'nin ve dahası dünyanın talihini değiştiren bu devrin en yakın şahitlerinden biri: Sultan II. Abdülhamid'in kızı Ayşe Osmanoğlu. Sultan olarak sarayda doğan, özenle yetiştirilen, sonra ülkesinden kovulan, gurbette hayata tutunmaya çalışan bir kadının, unutulmasın diye yazdığı ve Türk milletine yadigâr bıraktığı hatıraları...

Elinizdeki bu hatırat, Abdülhamid'i sadece padişah olarak değil; bir oğul, eş ve baba olarak okuyucuyla buluşturuyor. Unutulmuş saray âdetlerinden bayram sofralarına; Abdülhamid'in kişisel yaşamından, döneme dair başka hiçbir yerde bulunamayacak bilgilere yer veren eserde dedikodu ve rivayetler üzerinden aktarılan bir dönem, o zamanları bizatihi yaşamış birinin kalemiyle aydınlatılıyor.

Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemleriyle ilgilenen okurlar, hakikatin peşine düşen tarihçiler ve tarihseveler için bir başucu eseri!
(Tanıtım Bülteninden)
320 syf.
·6 günde·9/10
"https://hizliresim.com/9YboVQ
(Kitapla biraz gezintiye çıkmış olabiliriz :)

O daima "Bizim hanedanımız çilelidir kızım" diyerek en zor zamanlarda bile metanetini koruyup kızına, milletine güç vermiştir.
Yakın tarihi hakikatiyle bilmek bu nesilin boynunun borcudur. Fransızlar, Almanlar, diğer milletler hanedanın haline acırken, Hünkarımızı yalnız bırakmazken soruyorum size bu millet neden yalnız bıraktı?
Çünkü bir moda vardı: Padişaha başkaldıran, iftira atan hatta ve hatta onu öldürme teşebüsünde bulunan göğe çıkartılıyordu.
Halbuki bu korkaklığın ta kendisiydi!
Tam da nankörlük kavramından bahsedecektim ancak tarih okumak bu kavramı anlamamıza kâfi geliyor...
(İçimi döktüğüme göre asıl incelemeye geçebilirim )

Gelelim kitabımıza.
Sultan Abdulhamid Sânî Hazretleri için yazılmış bir çok eser vardır, ancak kızının bizzat kaleme aldığı bu eser daha sıcak ve daha samimidir. Bu sefer O'na bir baba, bir eş , bir oğul gözüyle bakıyorsunuz. Sultan Abdülhamid' e karşı kalbimde derin bir hüzün, muhabbet ve sevgi besledim satırlarca.
Sevmek için tanımak lazım gelir, derler. Elhak...


İkinci bölümde Ayşe Sultan babasıyle geçirdiği vakitleri kaleme alır. Şimdi bu satırları yazarken Ayşe Sultanın ilk piano çalışı, Sultan Abdülhamidin keyifle kahvesini yudumlayışı, kızını takdir edip yanaklarından öpüşü gözlerimin önünden geçiyor.
Sultan Abdulhamid sadece evlatlarına değil, milletinden bir çok çocuğa babalık etmiştir. Onun merhameti öyle genişti ki vaktiyle yardım ettiği insanlardan karşılığında ihanete tabi tutulsa dahi yinede affetmiştir...


Üçüncü bölümden sonrasını okumak göz yaşlarıyla mücadeleye sebebiyet veriyor...
Sultan Abdülhamid'in Ha'li, sürgünü, öz vatanından kovuluşu...
Bilmem hangi yürek kaldırır bu satırları?
Zaten bunca pazarlığı yapan insanlara "insan" denilebilir mi?
Bizim Allahın adaletine güvenimiz tamdır, Elhamdülillah...
Gönlümüzün ateşini inancımız sayesinde bir nebze dindirebiliyoruz.
Peki ya bunca iftirayı atanlar?
Kızıl Sultan lakabını Ulu Hakana layık görenler?
Milletin parasını Avrupa seyahatinde yiyen İttihatçılar?
Hanedan üyelerini kendi vatanlarından sürgün edip, beş parasız ölüme terkedenler?
33 yıllık saltanatı boyunca milletinin bir karış toprağını dahi vermeyen Sultan Abdulhamid Han'ın sarayında yabancı, kirli ellerle toprak kaybına sebep atılan imzalar?
Onlar mezarlarında rahattırlar mı sanıyorsunuz?
Hiç kuşkusuz zalimler için çetin bir azap günü vardır!

Helal etmiyoruz Ya Rabb!
Sırf davası İslam olduğu için cennet mekan Sultanımıza türlü çileler çektirenlere hakkımızı helal etmiyoruz!
Milleti oyuna getirenlere, sahipsiz bir savaşın buhranına sürükleyenlere, anaları evlatsız bırakanlara,
Âl-i Osmanlıyı yıkanlara hakkımızı helal etmiyoruz!...

Rabbim milletimize zeval vermesin...
320 syf.
Meşrutiyet İle başlayan, 31 Mart ile devam eden ve tahttan azille son bulan çalkantılı bir devrin padişahı: Sultan Abdülhamid. İstanbul'da Yıldız Sarayı'nda başlayan, Selanik'te Alâtini Köşkü'ne uzanan ve yine İstanbul'da Beylerbeyi Sarayı'nda sona eren bir ömrün hikayesi..

Osmanlı Devleti'nin ve dahası dünyanın talihini değiştiren bu devrin en yakın şahitlerinden biri: Sultan Abdülhamid in kızı Ayşe Osmanoğlu. Sultan olarak sarayda dogan, özenle yetiştirilen, sonra ülkesinden kovulan, gurbette hayata
tutunmaya çalışan bir kadının, sarayda ve sürgünde
yaşadıklarını, babası Sultan Abdülhamid'e dair tüm
bildiklerini unutulmasın diye yazdığı ve Türk milletine yadigâr biraktığı hatıraları.

Elinizdeki bu hatırat, Sultan Abdülhamid'i sadece
padişah olarak değil; bir oğul, es ve baba olarak
okuyucuyla buluşturuyor.

Unutulmuş saray adetlerinden bayram sofralarına; Sultan Abdülhamid'in kişisel yaşamından döneme dair başka hiçbir yerde bulunamayacak bilgilere yer veren eserde daha önce dedikodu ve rivayetler üzerinden aktarılan bir dönem o zamanları bizatihi yaşamış birinin kalemiyle aydınlatılıyor.
320 syf.
·10 günde·10/10
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki kitabın hakkı 4 gün. Benim 10 günde okumuş olmamın kitapla alakası yoktur. Sınav döneminde olduğum için kitabı aksattığım zamanlar oldu. Kitabın içeriğine geçecek olursak, akıcı ve yalın bir anlatıma sahip. Zaman zaman alıntılarda osmanlıca terimlere rastlansa da bu kitabın akışını asla bozmuyor. Sultan II. Abdülhamid'in kızının gözünden bir Osmanlı devri anlatılmaktadır. Siyasete dozunda vurgu yapan, geneli Abdülhamid'in siyaset dışı yaşamını anlatan bir hatırattır. Zaten haremin siyasete karışmadığı aşikar, bu nedenle bunu doğal karşılamak gerek.
Kitabı okuduğunuzda o devre gitmemeniz elde değil. Saraydaki nizam ve intizam, Abdülhamid'e gösterilen saygı, hatta ve hatta kahve sunumunda ki hassasiyet dahi kesinlikle muazzamdı. Sanılanın aksine bir "Muhteşem Yüzyıl" okumadım. (!) Kadınlar gayet edepli, belli bir yaşa erinceye kadar da açıklar. Daha sonra tesettürlerini yaşmak ve ferace ile tamamlıyorlar. Saray içinde de bir o kadar güzel elbise ve mücevheratlardan da geri kalmıyorlar.
Kitap da böyle güzel anıların yanında tabi ki Abdülhamid'in çektikleri de yer alıyor. Öyle yandı ki içim.. Tahtta kaldığı müddetçe tek bir vatan toprağını dahi vermeyen, tahttan "indirildiği" vakit 9 yılda bir karış toprağa muhtaç hale gelinmesi.. daha ne denilebilir ki ?
Beni en çok yıkan iki şey oldu; biri Abdülhamid hal edildiği vakit Allattini Köşkü'nde mahkum edilmesi bir diğeri ise Osmanlı hanedan üyelerinin sürgün edilmesi. Çoluk çocuk demeden edilen bu sürgün hangi vicdana sığar ? Sürgün edilenler kim ?(!) Ulu Hakan Abdülhamid'in de dediği gibi: "Vatanımı ve milletimi bu hale düşürenleri Allah kahretsin!"
Çok fazla detaya inmek istemiyorum bir an önce alıp okumalısınız.
320 syf.
·24 günde·Beğendi·9/10
Ayşe Osmanoğlu'nun tarihin en tartışılan padişahlarından biri olan Abdülhamit Han'ın hayatını,kişisel özelliklerini,sarayın adet ve göreneklerini anlattığı güzel bir hatırat.Okurken kâh Yıldız Sarayı'nda bayram kutlamalarına katılıp,sarayın ihtişamlı sofralarına konuk oluyor, kâh kendinizi Abdülhamit ile beraber Selanik'e sürgüne giden bir trende buluyorsunuz.Bu kitabı okurken bu vatan için ecdadımızın nelere katlandığını, ne zorluklar içinde yaşadığını daha iyi kavradım.Kitapta en duygulandığım bölüm ise Selanik'i işgale gelen güçlere karşı Abdulhamit'in kararlılığı ve ısrarlarına rağmen tekrar Istanbul'a götürülürken Selanik halkının vapurun arkasından "Bizi bırakıp nereye gidiyorsunuz?" diyerek acılarını dile getirmesi oldu.
Velhasıl-ı kelam kitap tarihini birinci elden öğrenmek isteyenler ve Yıldız Sarayı'ndan Selanik'e oradan Beylerbeyi Sarayı'na bazen mesut ama çoğunlukla kederli bir yolculuğa çıkmak isteyenler için kesinlikle okunması gereken kitaplar arasında.
320 syf.
·Beğendi·9/10
Sultan Abdülhamid Han'ı tanıma şerefine nail olduğum için çok mutluyum. İnsan tanımadığı birisini nasıl sevebilir ki? Tanıdıkça sevdim merhum Sultan Abdülhamid Han'ı. Her şeyden önce merhametli bir insan olarak... Evlatlarını çok seven bir baba olarak... Başına gelenlere inat tevekkül etmiş bir kul olarak...
Bu kitap sayesinde hayata bir de tahttan indirilmiş bir padişahın kızı olarak baktım. İlk gençliğinde özgürlüğe hasret, sonra anne ve babaya hasret... En sonunda da belki daha can yakıcı olan vatana hasret... Bu duyguları tahayyül etmek bile zor iken yaşamanın zorluğunu hesaplayamadım.
En çok Ayşe Sultan ve babası arasında geçen baba-kız konuşmalarını sevdim. Abdülhamid Han'ın bir çok özelliğini keşfetmiş bulundum. Piyano dinlemeyi çok sevdiğini, titizliğine düşkün olduğunu ve fevkalade bir zekaya sahip olduğunu öğrendim.
Allah ondan razı olsun. Hayattayken kadri bilinmedi Cennetmekan Sultan. İnşAllah Allah'ın sevdiği kulları arasında yer almışdır. Yazıyı okuyanlar, bir de Fatiha okur musunuz?

"Nasıl da kadrini vaktiyle bilemedik, tuhaf iş;
Semer değilmiş o rahmetlininki devletmiş!"
320 syf.
·10/10
Son günlerde müthiş bir Sultan 2. Abdülhamid furyası var ülkede, sebebi ise malûm, TRT'nin dizisi Payitaht Abdülhamid. Bu kitabı okuyanlar daha kazançlı zannımca, zira tarihi dizilerden öğrenmek çok da akıllıca değil :) Sultan 2. Abdülhamid'in hayatını, yaşayışını, tavrını öğrenmek isteyenleri bu kitabı okumaya davet ediyorum.
320 syf.
·165 günde·8/10
kitap 3 ana bölüm ve onların alt başlıklarından oluşmuş. ilk bölümde sultan abdülhamid'in günlük alışkanlıkları, kişiliği, genel tavrı ve saray adetleri, bayramlar, törenler vs. durumlar anlatılıyor.

ikinci ve kitabın gerçekten heyecanlandıran bölümünde ise, abdülhamit'in, hareminin ve bendeganının saraydan ve İstanbul'dan ayrılıp alatini köşküne geldiklerinde yaşadıkları, sonrasında beylerbeyi sarayına gelişleri ve abdülhamitin son zamanlarından bahsediliyor. tabi bu arada hainler de boş durmuyor. enver paşanın abdülhamitin yazdığı tüm hatıraları alıp yok etmesi gerçekten çok üzücüydü. en son bölüm ise, ayşe sultanın, babası abdülhamit öldükten sonra yaşadıkları ve tüm osmanlı hanedanının hayatlarına dair bilgiler bulunuyor.

başları sıkıcı, abdülhamitin saraydan ayrıldığı yıllardan itibaren sürükleyici ve genelinde bilgilendirici bir kitaptı.
320 syf.
·8 günde·Beğendi
kitap bölüm bölüm olduğu için okuması kolay ve rahat. çok fazla eski kelime de bulunmuyor. Ben genel olarak beğendim. Samimi bir dille yazılmış. Ayrıca sultan yerine babam ifadesini kullanması da ayrı bir sempati yaratıyor. Kitap iki kitabın birleşimi sayılır kitabın sonunda ek olarak zamanında yayımlanmak istenen Abdülhamid'e karşı yazılan bir kitaba cevaben ''Cemil Paşaya Cevap'' olarak bir . bölüm daha bulunuyor,bu bölümü de çok sevdim. Kitabın içindeki çelişkileri ve iftiraların aslını anlatmış Ayşe Osmanoğlu. 2. Abdülhamid'in şehzadeliğinden, saray hayatından,sürgününden, geri dönüşünden, ölümüne kadar tabiri caizse yaşadığı her an anlatılmış, gözünüzün önünde beliriyor. Bununla kalmayıp saraydaki kişilerin görevi yaşamı ve 2. Abdülhamid'in soyuna kadar her şey keyifli bir şekilde anlatılmış. Bütün ayrıntıları anlatmış ama asla sıkmıyor. Okudukça okuyasınız geliyor.. Kitabın her bölümününden özellikle cemil paşaya cevap bölümünden alıntı yapmak istedim ama mümkün olmadı. Kesinlikle okunması gereken bir eser. Herkese tavsiye eder, keyifli okumalar dilerim.
320 syf.
·7/10
Tarihi, yaşayan birinden okumak ayrıcalıktır. Sultan Abdülhamit Han kızı Ayşe Osmanoğlu, o devirde ki saray hayatından babasının hobilerine, sürgün yıllarından yaşam stillerine kadar çoğu şeyi kaleme almış. Osmanlı'nın sultanı olarak doğan ama senelerce sürgün hayatı yaşamak zorunda bırakılan güzide insan. Yaşadıkları zorlukları da bir bir anlatmış.

Gerçekleri okumak isteyenlerin başucu eseri!
320 syf.
·18 günde·Beğendi·10/10
Ayşe Osmanoğlu iyi ki yazmış ve keşke bütün padişahlar hakkında böyle bilgilenebileceğimiz daha çok kitap olsaydı.. Çok etkilendiğim ve beğendiğim bir kitap okudum. Tarih derslerini hiç sevmeyen ben, zorla aldığım bu kitabı bitmemesi için az az okudum, hatta duygulandığım zamanlar bile oldu. Bunun nedeni elbette hikayenin gerçek olması. Klasik ders kitaplarındaki cümleler -"ülkeyi padişah yönetiyordu, cumhuriyet geldi, hanedan soyundan gelenler sürgüne gönderildi."- ne kadar basit görünüyor değil mi? Gerçeği hiç basit değil, o yaşanılanlardan empati kurulunca kolay mı ülkeyi terk edip gitmek, en üst seviyede dururken bir anda alt seviyelere inmek buna rağmen saygını, ülke sevgini, terbiyeni korumak.. Bu kitabı yorumlamak için kitaptaki her başlığa ayrı ayrı değinmek, sayfalarca yazmak gerekiyor fakat burada son veriyorum ve tarihe biraz ilginiz varsa hatta benim gibi ilginiz yoksa bile okumanızı tavsiye ediyorum.
320 syf.
·5 günde·9/10
Büyük adamları kızlarının anlatımı ile okumayı her zaman sevmişimdir.

Öncelikle Abdülhamidin çocukluğu ve yetiştirilmesi ile başlayan kitap çok akıcı. Hanedanın adetleri, giyim kuşamlarının yer yer anlatıldığı kısa bölümleri saymazsak hiç sıkıldığım bölüm yoktu diyebilirim. Kitap Abdülhamidin çocukluğundan sonra tahta geçmesi ve ülke idaresini eline alması şekilde devam ediyor. Tabi akabinde meşrutiyet, Selanik günleri, İstanbula dönüşü, vefatı hanedandan kalanların akıbeti ile son buluyor kitap.

Özellikle Abdülhamidin kişiliğini tanımak, o dönemi idrak etmek için okunabilir. Bir kızın gözünden padişahı okumak ise dediğim gibi ayrı güzel. Tarih yazarları genelde erkek oluyor bir bayanın bakış açısı ise her zaman daha munis ve kibardır. Bu anlamda Abdülhamidin iç dünyasına tutulan samimi bir ışık olduğunu düşündüm kitabın. Son bölümde Cemil paşaya cevap kısmı ise güldürdü beni. Ayşe Sultan resmen dalga geçmiş bu bölümde.

Neyse dediğim gibi okunabilecek bir kitap, seveceksiniz. Bu tarz başka kitap okumak isteyen varsa Ümid Meriçin Babam Cemil Meriç kitabını öneririm.

Cemil Meriç Ümit Meriç
320 syf.
·6 günde·9/10
Cennetmekân Sultan 2. Abdülhamid Han'ın hazin hikâyesini kızı Ayşe Sultan'ın kaleminden okuduk. Ayşe Sultan'ın da kitabın sonlarında dediği gibi: "Kadri bilinemeyen Abdülhamid Han..."

Sultan 2. Abdülhamid Han, tarihte belki de en çok iftiraya ve propagandaya uğrayan Osmanlı padişahıdır. İttihatçı ve Cumhuriyet'in kurucu kadrosunun, eskiyi kötülemek, yeniyim methetmek maksadıyla yaptıgı bu propaganda ve iftira silsilesi günümüzde bile devâm etmektedir.

Sultan Abdülhamid Han'ın padişahlığının yanı sıra; nasıl bir zevce, baba ve insan olduğu oldukça net ve akıcı bir sûrette îzah edilmiş. Gök Sultan o kadar merhametli ve vicdanlı bir insanmış ki; nimet verdiği hâlde kendisine ihanet eden ve kendisine iftira atmak sûretiyle kötüleyen ve bugün "tarihin çöplüğünde" yer alan şahıslara bile merhametli yaklaşmıştır.

Cenâb-ı Hakk, sultanımıza rahmet etsin. Allah, onun tarihteki hakkını ve ahiretteki ecrini versin ve mekânını cennet kılsın inşallah. Bizleri de o ve onun gibi güzel şahıslarla haşreylesin. Âmin.
Son nefesime kadar milletimin , vatanımın ebediliğine ve saadetine dua etmek en büyük , en mukaddes borcumdur.
Tanrı Türk milletini ve cumhuriyetimizi daima korusun ve payidar etsin...
"Otuz üç sene millet ve devletim için, memleketimin selâmeti için çalıştım. Elimden geldiği kadar hizmet ettim. Hâkimim Allah ve beni muhakeme edecek de Resulullahtır."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Babam Sultan Abdülhamid
Baskı tarihi:
Eylül 2013
Sayfa sayısı:
320
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050812022
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Baskılar:
Babam Sultan Abdülhamid
Babam Abdülhamid
Babam Sultan Abdülhamid
"Otuz üç sene millet ve devletim için, memleketimin selâmeti için çalıştım. Elimden geldiği kadar hizmet ettim. Hâkimim Allah ve beni muhakeme edecek de Resûlullah'tır."

"Günün birinde umumî bir harbin çıkacağına hiç şüphe yoktu. Fakat bizim bu işe atılmamız büyük bir cehalet ve tedbirsizlikti. Selâmetimiz tarafsız kalmaktaydı."

Sultan Abdülhamid

Meşrutiyet'le başlayan, 31 Mart ile devam eden ve tahttan azille son bulan çalkantılı bir devrin padişahı: Sultan II. Abdülhamid. İstanbul'da Yıldız Sarayı'nda başlayan, Selânik'te Alâtini Köşkü'ne uzanan ve yine İstanbul'da Beylerbeyi Sarayı'nda sona eren bir ömrün hikâyesi...

Osmanlı Devleti'nin ve dahası dünyanın talihini değiştiren bu devrin en yakın şahitlerinden biri: Sultan II. Abdülhamid'in kızı Ayşe Osmanoğlu. Sultan olarak sarayda doğan, özenle yetiştirilen, sonra ülkesinden kovulan, gurbette hayata tutunmaya çalışan bir kadının, unutulmasın diye yazdığı ve Türk milletine yadigâr bıraktığı hatıraları...

Elinizdeki bu hatırat, Abdülhamid'i sadece padişah olarak değil; bir oğul, eş ve baba olarak okuyucuyla buluşturuyor. Unutulmuş saray âdetlerinden bayram sofralarına; Abdülhamid'in kişisel yaşamından, döneme dair başka hiçbir yerde bulunamayacak bilgilere yer veren eserde dedikodu ve rivayetler üzerinden aktarılan bir dönem, o zamanları bizatihi yaşamış birinin kalemiyle aydınlatılıyor.

Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemleriyle ilgilenen okurlar, hakikatin peşine düşen tarihçiler ve tarihseveler için bir başucu eseri!
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 351 okur

  • Beyza
  • Nane Molla
  • Dilara Akbulut
  • Muazzez öztürk
  • Mustafa Yunusoglu
  • Şevval Bergil
  • Seher Esra Fırat
  • lila
  • Housewife
  • Necla Umay Akbay

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.3
14-17 Yaş
%19.6
18-24 Yaş
%26.1
25-34 Yaş
%26.1
35-44 Yaş
%8.7
45-54 Yaş
%6.5
55-64 Yaş
%2.2
65+ Yaş
%6.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%63
Erkek
%36

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%41.3 (45)
9
%14.7 (16)
8
%16.5 (18)
7
%6.4 (7)
6
%6.4 (7)
5
%1.8 (2)
4
%0.9 (1)
3
%1.8 (2)
2
%0
1
%0