Babam Sultan Abdülhamid

9,0/10  (28 Oy) · 
68 okunma  · 
26 beğeni  · 
1.497 gösterim
"Otuz üç sene millet ve devletim için, memleketimin selâmeti için çalıştım. Elimden geldiği kadar hizmet ettim. Hâkimim Allah ve beni muhakeme edecek de Resûlullah'tır."

"Günün birinde umumî bir harbin çıkacağına hiç şüphe yoktu. Fakat bizim bu işe atılmamız büyük bir cehalet ve tedbirsizlikti. Selâmetimiz tarafsız kalmaktaydı."

Sultan Abdülhamid

Meşrutiyet'le başlayan, 31 Mart ile devam eden ve tahttan azille son bulan çalkantılı bir devrin padişahı: Sultan II. Abdülhamid. İstanbul'da Yıldız Sarayı'nda başlayan, Selânik'te Alâtini Köşkü'ne uzanan ve yine İstanbul'da Beylerbeyi Sarayı'nda sona eren bir ömrün hikâyesi...

Osmanlı Devleti'nin ve dahası dünyanın talihini değiştiren bu devrin en yakın şahitlerinden biri: Sultan II. Abdülhamid'in kızı Ayşe Osmanoğlu. Sultan olarak sarayda doğan, özenle yetiştirilen, sonra ülkesinden kovulan, gurbette hayata tutunmaya çalışan bir kadının, unutulmasın diye yazdığı ve Türk milletine yadigâr bıraktığı hatıraları...

Elinizdeki bu hatırat, Abdülhamid'i sadece padişah olarak değil; bir oğul, eş ve baba olarak okuyucuyla buluşturuyor. Unutulmuş saray âdetlerinden bayram sofralarına; Abdülhamid'in kişisel yaşamından, döneme dair başka hiçbir yerde bulunamayacak bilgilere yer veren eserde dedikodu ve rivayetler üzerinden aktarılan bir dönem, o zamanları bizatihi yaşamış birinin kalemiyle aydınlatılıyor.

Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemleriyle ilgilenen okurlar, hakikatin peşine düşen tarihçiler ve tarihseveler için bir başucu eseri!
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Eylül 2013
  • Sayfa Sayısı:
    320
  • ISBN:
    9786050812022
  • Yayınevi:
    Timaş Yayınları
  • Kitabın Türü:
Şeyda jy1 
01 Eyl 2017 · Kitabı okudu · 10 günde · 10/10 puan

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki kitabın hakkı 4 gün. Benim 10 günde okumuş olmamın kitapla alakası yoktur. Sınav döneminde olduğum için kitabı aksattığım zamanlar oldu. Kitabın içeriğine geçecek olursak, akıcı ve yalın bir anlatıma sahip. Zaman zaman alıntılarda osmanlıca terimlere rastlansa da bu kitabın akışını asla bozmuyor. Sultan II. Abdülhamid'in kızının gözünden bir Osmanlı devri anlatılmaktadır. Siyasete dozunda vurgu yapan, geneli Abdülhamid'in siyaset dışı yaşamını anlatan bir hatırattır. Zaten haremin siyasete karışmadığı aşikar, bu nedenle bunu doğal karşılamak gerek.
Kitabı okuduğunuzda o devre gitmemeniz elde değil. Saraydaki nizam ve intizam, Abdülhamid'e gösterilen saygı, hatta ve hatta kahve sunumunda ki hassasiyet dahi kesinlikle muazzamdı. Sanılanın aksine bir "Muhteşem Yüzyıl" okumadım. (!) Kadınlar gayet edepli, belli bir yaşa erinceye kadar da açıklar. Daha sonra tesettürlerini yaşmak ve ferace ile tamamlıyorlar. Saray içinde de bir o kadar güzel elbise ve mücevheratlardan da geri kalmıyorlar.
Kitap da böyle güzel anıların yanında tabi ki Abdülhamid'in çektikleri de yer alıyor. Öyle yandı ki içim.. Tahtta kaldığı müddetçe tek bir vatan toprağını dahi vermeyen, tahttan "indirildiği" vakit 9 yılda bir karış toprağa muhtaç hale gelinmesi.. daha ne denilebilir ki ?
Beni en çok yıkan iki şey oldu; biri Abdülhamid hal edildiği vakit Allattini Köşkü'nde mahkum edilmesi bir diğeri ise Osmanlı hanedan üyelerinin sürgün edilmesi. Çoluk çocuk demeden edilen bu sürgün hangi vicdana sığar ? Sürgün edilenler kim ?(!) Ulu Hakan Abdülhamid'in de dediği gibi: "Vatanımı ve milletimi bu hale düşürenleri Allah kahretsin!"
Çok fazla detaya inmek istemiyorum bir an önce alıp okumalısınız.