Mektubun sıcaklığı bütün vücuduna yayılıyordu. Damarlarının içinde hayatın aktığını, vücudundaki en küçük noktaya dek ulaştığını hissediyordu. Mutluluk bu olmalıydı.
Onun ilgisini üslup çekiyordu. Satır aralarından, cümlelerin gelişiminden algılayabildiği üslup, her virgülde, korkuyu, kızgınlığı, hayranlığı hissedebiliyordu. Aynca el yazılarını da seviyordu; elin kâğıda temasını, her kelimenin sonundaki titrek heyecanı. Sanki bu kadınlar -mektupların hemen hepsi kadınlardan geliyordu-onun kulağına fısıldıyorlardı. Ya da hafifçe tenine dokunuyorlardı. Bambu yaprakları gibi. Gözlerini kapattı, kendini anılarının okşayışına bıraktı. Yapraklar. Fısıltılar. İzlenecek yol...