..."Ve tevâsav bi'l hakk" ise o zaman şu manaya gelebilir; "Hakikate olan bağlılığınız sebebiyle birbirinize bağlısınız."...
"Tevâsav bi'l hakk" ı sağlamak minimum gereklilik, en yüksek beklenti değil.
Dinimiz, bizlere ölümün ancak gerçek hayatımızın bir başlangıcı niteliğinde olduğunu öğretirken, günümüz kültür anlayışı yalnızca bir haz tecrübesinden ibaret saydığı hayatımız için ölümü de nihai bir son olarak düşünmemizden yana.
Günümüz dünyası bitmek bilmez bir devinimin uğultusu ile dolu. Siyaset, ekonomi, sosyal medya, eğlence ve teknoloji gibi birçok alan, gösterdiği gelişmelerle sürekli dikkatimizi çekmeye çalışıyor. Daha da önemlisi, tüm bu alanlar kalplerimizi huzursuz etmek için kıyasıya yarışıyor gibiler. Pervasız serbest piyasa ideolojisi doğrultusunda sürekli tüketmeye "teşvik ediliyoruz." Allah'ın vahyettiği "Çoklukla övünmek sizi, kabirlere varıncaya (ölünceye) kadar oyaladı. (Tekasur Suresi 102:1)" ayeti, daha önce hiçbir döneme bu kadar uygun düşmemişti belki de.
Fakat düşünceler bile, ne kadar güçsüz görünürse görünsünler, bir şeyleri düzeltmeye gerek duyarlar, aksi halde sapmaya ve kendi etraflarında amaçsızca dolanmaya başlarlar : onlar da boşluğa tahammül edemezler.