Önceki savaşlarda sadece başarı ihtimalini düşünürdü, ama şimdi aklına sayısız talihsiz ihtimal geliyor ve hepsini de bekliyordu. Evet bu ,insana bir caninin saldırmak için yaklaştığını ,büyük bir kuvvetle vurursa caniyi yere yakacağını bildiği yumruğunu kaldırdığı ama kolunun gücünü kaybedip yumuşayarak ,bir bez parçası gibi düştüğünü hissettiği karşı konulmaz ölüm korkusunun çaresiz insanı esir aldığı bir rüyaya benziyordu.
Kendilerine verilen emirleri yerine getirmedikleri ya da kendi inisiyatiflerine göre emir verdikleri için cezalandırılmaktan korkmuyorlardı, çünkü savaşta bir insan için en önemli olan
şey kendi hayatıdır, kurtuluş bazen kaçmakta, bazen koşarak ilerlemekteymiş gibi görünür
Elma olgunlaşınca düşer…peki neden düşer ? Yerçekimi yüzünden mi , sapı inceldiği için mi , güneşten kuruduğu , ağırlaştığı , rüzgar salladığı için mi , altında duran çocuk onu yemek istediği için mi ?
Bir insan toplumsal merdivende
ne kadar yukarıda duruyorsa, ne kadar çok insanla bağlantisı varsa, başka insanlar üzerinde o kadar nüfuzu vardır,
her eyleminin önceden belirlenmişlığı ve kaçınılmazlığı da o
kadar aşikârdır.